Topraksız Tarım Eğitimi

Topraksız Tarım

Topraksız tarım, hidroponik tarım olarak da bilinir.  Bitkilerin büyüme ve gelişim dönemlerinde ihtiyaç duyduğu besinleri toprak olmaksızın özel olarak hazırlanmış olan sulu çözeltilerden karşılaması üzerine kurulur.

Eğitim Amacı

Topraksız Tarım Eğitimi'nde temel amacımız, bu alana yatırım yapmak isteyen veya yatırım sürecinin başında olup topraksız tarım özelinde bilgilerini artırmak isteyenlerdir. Eğitim, yenilikçi tarım modellerinden olan topraksız tarım konusunda kapsamlı bilgileri sunmak üzere tasarlanmıştır. Topraksız Tarıma sadece ilgi duyanların ise bilgi düzeylerini artırmaları ve geleceğe dair olası yatırım planları öncesi gerekli bilgiyi edinmesi amaçlanıyor.

Eğitim Metodu 

Eğitimin, iki günlük bir program akışı var. İlk sınıf ortamında, Topraksız Tarım' a dair A'dan Z'ye bilgileri kapsayan bir müfredat uygulanıyor. İlk gün ayrıca, örnek proje ve fizibilite çalışması ile yatırımcı adaylarının olası bir yatırım durumunda, süreçlere dair teorik bilgilerin somutlaşması sağlanıyor.

İkinci gün ise İstanbul'da bulunan bir topraksız tarım serasına (veya üretim tesisi) teknik gezi gerçekleştiriyor. Teknik gezi kapsamında, Yüksek Ziraat Mühendisi Gökhan Sivaslı tarafından üretim sürecine dair detaylar sistem üzerinden aktarılıyor. Seranın genel işleyişi, üretim metodu, bitki seçimi, bitki besleme ve kurulum süreçleri hakkında sistem üzerinden inceleme fırsatı elde edilmiş olunuyor.

* Eğitim kapsamında, ikinci gün gerçekleşen sera ziyaretinin ulaşım maliyetleri tarafımızca karşılanıyor. Seraya ulaşım için, İAÜ SEM Kadıköy kampüsünden araç kalkacak.

Eğitime Kimler Katılabilir?

  • Ziraat Mühendisleri
  • Girişimci ve Girişimci Adayları
  • Konuya ilgi duyan her birey

Eğitim Akışı

1.GÜN

1- TOPRAKSIZ TARIM GELİŞİMİ / TARİHÇE

2- UYGULAMA TEKNİKLERİ

  • Su Kültürü- Hidroponik Sistemler
  • Aeroponik Sistemler
  • Substrat Kültürü ve Hazırlama Teknikleri
  • Sera Zemini Ortam Hazırlığı

3-TOPRAKSIZ ORTAMDA BİTKİ BESLEME

4-SERA TESİSİ

  • Etüt ve Planlama
  • Maliyet Hesabı ve Projelendirme
  • Üretim Programı ve İş Planı
  • Verimlilik Analizleri
  • Kontrol ve Bakım

5-SONUÇ

  • Örnek Proje Değerlendirmeleri
  • Yeni Örnek Proje Oluşturma

 2.GÜN

1- TOPRAKSIZ TARIM UYGULAMA – PRATİK

Teknik Gezi- Saha Gezisi-Uygulama Pratikleri


Eğitmen:  Ziraat Yüksek Mühendisi Gökhan Sivaslı

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde lisans, Dokuz Eylül Üniversitesi Avrupa Birliği Ana Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans yaptı ve “Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası ve Türk Tarımı” konulu yüksek lisans tezi hazırladı. Volkswagen ve Mercedes-Benz Firmalarında Uluslararası Satış Müdürü kimliğiyle ile uzun yıllar görev yaptı. Boğaziçi Üniversitesi C-Manager Yöneticilik eğitimleri aldı. Volkswagen ve Mercedes-Benz Uluslararası Satış Müdürü eğitim diplomalarını almaya hak kazandı.

Birçok Belediye ve Sosyal Projede danışman ve eğitmenlik yapmaktadır. Başta sürdürülebilirlik ana konusu olmak üzere, topraksız ve dikey tarım, profesyonel tarımsal yatırım danışmanlığı, Avrupa Birliği Proje Danışmanlığı ve süreç yönetimi, kentsel tarım uygulama ve teknolojileri, otomasyon destekli topraksız mikrofiliz üretim projesi (yaşam filizleri projesi), sıfır atık, kompost, tıbbi ve aromatik bitkiler, bitkisel yağlardan cilt bakım ürünleri elde edilmesi, ilaçsız bitki koruma, organik tarım, minik çiftçiler projesi gibi birçok projeyi yönetmekte ve ilgili konularda profesyonel danışmanlık hizmeti veriyor.

Online ve yüz yüze eğitimler, workshop çalışmaları ile profesyonel tarım danışmanlığı ve mühendislik hizmeti de veren Sivaslı, Biyoekonomi Kooperatifi ortağıdır. Çeşitli konferans ve etkinliklerde, kentsel ve topraksız tarım, sürdürülebilirlik, mikro filizler, tıbbi ve aromatik bitkiler, toprak, sıfır atık ve kompost konularında katılım ve sunumları bulunuyor.


Eğitim Tarihi: 15-16 Nisan 2023

Eğitim Yeri ve Türü:  Kadıköy Yerleşkesi - Yüz Yüze

Eğitim Süresi: 12 Saat

Eğitim Ücreti: 2250 TL + (%8 KDV)

Program Detayları için;

sem@aydin.edu.tr

444 1 428 – 67202

0535 032 34 81


Ödeme Seçenekleri:

* Online Ödeme: http://op.aydin.edu.tr/sem/uzapp/

* İstanbul Aydın Üniversitesi yerleşkelerinde Nakit ya da Kredi Kartı,

* Banka EFT ya da Havale

İstanbul Aydın Üniversitesi Hesap Bilgileri: 

Alıcı: T.C. İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ

Banka ve Şube: YAPI KREDİ BANKASI SEFAKÖY BEŞYOL ŞUBESİ

Şube Kodu: 815

Hesap No: 70356668

IBAN No: TR46 0006 7010 0000 0070 3566 68

Havale-EFT Açıklaması: Topraksız Tarım Eğitim Ödemesi (Havale-EFT gerçekleştirecek katılımcıların, işlem açıklaması yazmasını rica ederiz.)

Dekont Gönderimi: sem@aydin.edu.tr


 


Kırsal Alanlar, Tarım ve Gıda Politikaları Araştırmacılar Toplantısı Gerçekleşti!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Kibele Projekt iş birliğinde, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde akademik bilginin paylaşımına yönelik özel etkinlik gerçekleştirildi. 

İPA Kampüs içerisinde yer alan, İPA İstanbul Kitaplığı’nda yapılan toplantı başarılı bir şekilde tamamlandı. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’ne özel olarak gerçekleşen toplantı kapsamında, tarım-gıda ve bağlantılı alanlarda çalışan uzman, araştırmacı ve akademisyenler sunumlarını paylaştı.  Toplantıda, gerçekleştirilen sunumların akabinde izleyicilerinde katılımıyla fikirsel tartışmalar gerçekleşti. 

“İPA Katılımcılığa ve Birlikte Bilgi Üretmeye Önem Veriyor”

Toplantı hakkında değerlendirmede bulunan, İPA Araştırmacısı Berkan Özyer; “İstanbul Planlama Ajansı’nın, İstanbul’un planlamasına dair süreç yürütürken katılımcılığa ve birlikte bilgi üretmeye önem veriyoruz. Ürettiğimiz bilgi ve politikaları birlikte yansıtma konusunda da merkeze aldığımız bir hedefimiz var. Bu bilgiyi üretirken de mevcut aktörleri olabildiğince ortak paydada buluşturmaya ve multidisipliner bir yaklaşım oluşturmaya öncelik veriyoruz.” şeklinde vurguladı.

Özyer sözlerine şöyle sürdürdü; "Bugün, Kibele Projekt ile birlikte gerçekleştirdiğimiz etkinlikte günümüzün en önemli konularını ele aldık. Tarımsal üretim ve sağlıklı gıdaya erişim hakkı konularını ele aldığımız toplantıda, farklı disiplinlerde çalışan uzmanları bir araya getirdik. Bu toplantının sonucunda oluşturulan bilgilerin doğrultusunda, nihai kamu politikalarına yön vermek ve bir yol haritası sunmak gibi önceliğimiz var" dedi.

(Fotoğraf: Hasan Turunçkapı ve Berkan Özyer)

Kibele Projekt Kurucu Ortağı Hasan Turunçkapı ise, "Bugün, 16 Ekim Dünya Gıda Günü ve BM tarafından belirlenen tema ise "Geride Kimseyi Bırakma" oldu. Bu temanın temel nosyonu ise, adil gıdaya erişim hakkı konusunda insanları bilinçlendirmek ve bilgilendirmek. Bizimde bu etkinlikte dikkat çekmek istediğimiz nokta ise, özellikle kentsel yaşam içerisinde adil gıdaya erişim hakkı önemini, tedarik zincirini ve tüketicilerin gıdaya erişim süreçlerinin tamamını kapsayan bilgi üretmek amacımızdı. Hali hazırdaki sorunlar ve çözümlerin ele alındığı bir gün oldu. Farklı disiplinlerden uzmanların sunumlarıyla yeni bakış açıları elde edildiğini ve etkinliğin amacına ulaştığını" belirtti.

“İstanbul Planlama Ajansı Ve Kibele Projekt’in Açığa Çıkardığı Güzel Bir Proje Oldu”

(Fotoğraf: Innovation For Development Direktörü Doğan Çelik)

Toplantıda sunum gerçekleştiren, Innovation For Development Direktörü Doğan Çelik; "Çalışma için teşekkür ederim öncelikle, hem davet hem konuşma fırsatı verdiğiniz için. İstanbul Planlama Ajansı ve Kibele Projekt'in açığa çıkardığı güzel projelerden biri oldu. Nedeni ise; kent dikeyinde kırsal kalkınma, tarım ve üreticiler temasıyla yapılan hemde yerel yönetim ev sahipliğinde güzel işlerden bir tanesi" olduğunu vurguladı. 

Sunumu hakkında bilgi veren Çelik, "Sosyal Satın Alma Rehberi'ni geçtiğimiz mart ayında lanse ettik. Bugünde, bu toplantıda konu olan sosyal satın almayı ağırlıklı olarak, kamu politikalarına kırılgan grupları nasıl entegre edebiliriz sorusuna cevap aradık. Bu sosyal satın alma rehberinde, genelde yerel yönetimler için alternatif sosyal politika lensinden, bir satın alması ne derece mümkün olabilir, sorusuna cevap verelim istedik. Ayrıca, yerel yönetim temsilcilerinin olduğu bir toplantıda bu konuyu ele alma fırsatını değerli buluyorum" dedi.


Editör Notu 

Toplantıya araştırma ve bildirileri ile katkı sunan; Sn. Gökçen Garipoğlu, Sn. Didem Mahsunlar, Sn. Özgür Burçak Gürsoy, Sn. Doğan Çelik, Sn. Ülkü Yeşilyurt, Sn. Zehra Güngördü, Sn. Cem Kösemeci, Sn. Hasan Çelen ve Sn. Erhan Ekmen’e teşekkür ederiz. 

Bu etkinliğin ortaya çıkmasında gösterdikleri iş birliği için; Sn. Berkan Özyer, Sn. İrfan Emre Kovankaya, Sn. Melis Erüstün Bezmez, Sn. Ceren Güler ve Sn. Oktay Kargül’e İstanbul Planlama Ajansı ekibi adına teşekkür ederiz.


Açık Çağrı: Kırsal Alanlar, Tarım ve Gıda Politikaları Araştırmacılar Toplantısı

Merhabalar,

İstanbul Büyükşehir Belediyesi - İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Kibele Projekt iş birliğinde 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde akademik bilginin paylaşımına yönelik özel bir etkinlik gerçekleştiriyoruz.

Kırsal alanlar, tarım ve gıda politikalarının günümüzde gittikçe daha fazla önem kazanması, bu alanlarda araştırmacı, uzman ve akademisyenlerin çalışmalarındaki artıştan hareketle bilginin paylaşılmasını ve aktarılmasının önemine inanıyoruz.

İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde hem kısa hem de uzun vadeli öngörüler doğrultusunda planlama süreci yürüten ve sistemik bir yaklaşımla gıda politikalarını şekillendiren İstanbul Planlama Ajansı olarak 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde bu alanlarda çalışan uzman ve akademisyenleri, İPA Kampüs’te kapalı bir özel oturum ile çalışmalarını 15’er dakikalık sunumlar halinde paylaşmaya davet ediyoruz.

Toplantının çıktıları 5 Kasım’da düzenlenecek “Agriculture Talks” etkinliğinde paylaşılacak.

Toplantı detaylarına ve başvuru koşullarına ulaşmak için tıklayın;


Ofiste Gıda İsrafını Önlemek İçin 10 Adım | Gıda Kurtarma Derneği İşbirliğiyle

  1. Ekiplerin gıda israfı hakkında bilgilendirilmesi gıda israfının önlenmesi için ilk ve en önemli adımdır. İş arkadaşlarınıza saklama koşulları ve etiket okuma hakkında bilgilendirmeler yapın. Örneğin, gıdaları doğru ve sevdiği yerlerde muhafaza etmek raf ömrünü koruyacaktır ve gıda israfını önleyecektir. Bununla birlikte doğru etiket okuma gıda israfını önemli bir ölçüde azaltacaktır. Örneğin, TETT ve STT farklı kontrol mekanizmalarıdır. Bilgilerin daha akılda kalıcı olmasını sağlamak için ofisinizde (özellikle gıda israfının gerçekleştiği yer olan “mutfakta” daha etkili olabilir.) bilgilendirici bir pano hazırlayın ve görsel materyaller ile destekleyin.
  2. Şirket etkinliklerinde gıda israfından kaçının. Menüyü planlamak, planladığınız etkinlikte olası israfı önlemenin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Menü her zaman bir öncelik olmalı, siz ve ekibiniz tarafından planlı bir şekilde yapılmalıdır.
  3. Şirket etkinliklerinizde atıştırmalık servis ederken, porsiyonları olabildiğince küçültün. Gıdanın israf olmasına ideal bir porsiyon ölçümü belirleyerek hemen son verebilirsiniz.
  4. Küçük ekiplerle beraber her hafta ofisinizdeki buzdolabının düzenlenmesi ve kontrolünü yapın. Böylelikle tüketilebilecek durumda olan ürünlerin listesini çıkarın ve menü planlamanızı tekrardan organize edin.
  5. Misafirleriniz ve çalışanlarınız için tek kullanımlık içecek kutularından kaçının. Tek kullanımlık ürünlerin ofisteki geri dönüşüm kutusuna atılma olasılığı çok düşüktür. Yarısı dolu tek kullanımlık içecek şişeleri genellikle çöpe atılır, bu da hem içecek ve şişe israfıdır.
  6. Gün içinde tüketilemeyen gıdaların daha sonrasında tüketilmesinde kullanılması için doggy bag kutusu edinin. Gıdanıza bugün sahip çıkın.
  7. Paylaşım hem sosyal bir dayanışmadır hem de gıda israfını önlemeye yardımcı olur. Fazla gıdalarınızı sevdiklerinizle, canlılarla paylaşarak gıda israfına şimdi son verin.
  8. Dünyada 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor ve bu miktar açlıkla mücadele eden 821 milyon insanı tam 4 kez doyurabilir. Gıda israfını önlemek ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına katkı sağlamak için gıda israfıyla mücadele eden gıda bağış programlarıyla iş birliği kurun. Daha fazla bilgi için Gıda Kurtarma Derneği’ne hemen ulaşın.
  9. Gıda işletmelerinde satın alınan gıdaların %5-%35’i düzenli olarak israf oluyor. Çevresel ve sosyal etkilerinin yanı sıra bu israf işletmelere ciddi bir ekonomik yük de oluşturuyor. Tam da bu noktada kafeteryaları ve yemekhaneleri olan şirketlerde gıdanın üretimden servise hangi aşamada, ne miktarda atığa dönüştüğünü ürün bazında takip edip ölçen Akıllı Tartı Sistemi; sunduğu veriye dayalı içgörüler ile atık azaltıcı aksiyonları mümkün kılar. Bu sayede siz de gıda israfı oluşumunu %70'e kadar azaltırken israf kaynaklı finansal kaybınıza dur diyebilirsiniz. Bunun için şimdi Fazla Gıda'nın Akıllı Tartı Sistemi'ni inceleyin.
  10. Son aşama olarak, kompost yapımı organik her türlü atığın çürütülmesi yoluyla geri kazanım sürecidir. Bir ofis kompostlama planı oluşturmayı düşünün. Ofiste oluşan organik atıkları kompost yaparak doğaya tekrar kazandırmanız mümkün.




Gıda Kurtarma Derneği Hakkında

Gıda Kurtarma Derneği, başka bir dünya özlemi duyan, adil ve sürdürülebilir bir yaşamın mümkün olduğuna inanan, zekasını ve yeteneğini yüreğiyle kucaklayan, dinamik, çalışkan ve idealist bir grup genç tarafından kuruldu.

GKTD’nin kuruluş öyküsünün başlangıç noktası BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin ilk kez açıklandığı 2015 yılına dayanıyor. GKTD, Sürdürülebilir Dünya idealini gerçekleştirmenin yolunu, insanlığın hem kendi hem de tüm dünya üzerindeki yaşamı en çok etkileyen gereksiniminin ilişkisiyle kuruyor varlığını. Ve bu yolculuk Fazla Gıda’nın kurtarılması ve gıda fazlasının önlenmesiyle kesişiyor.

Kurulduğumuz günden bu yana, yaşadığımız toplum ve evren için bu idealimizi gerçekleştirmeye koşar adımlarla ilerleyerek, her geçen gün üzerimize aldığımız misyona bir adım daha yaklaşıyoruz.





Gıda Kurtarma Derneği’ni Takip Et!

Web Sitesi için tıkla

Youtube için tıkla

Linkedin için tıkla

İnstagram için tıkla

Facebook için tıkla

Twitter için tıkla


Agriculture Talks; Suyun Geleceği | Etki Raporu Yayında!

Değerli İyi Niyet Ortaklarımız;

2015 Yılında bir grup arkadaşın, Tarım-Gıda ve Su sektörlerinde değer yaratmak üzere çıktığı yolculuğun meyvelerini toplamaya devam ediyoruz. 2019 yılında “Kibele Projekt” markası altında kurumsal kimliğin oluşması ile birlikte yolculukta yeni deneyimlerin kazanılmasının kapısı aralandı. 

Doğru bilgiye erişimin herkesin elde etmesi gereken bir temel hak olduğuna olan inançla Agriculture Talks’u tasarladık. 2020 Yılının şubat ayında gerçekleşen ilk etkinlik sonrasında, pandemi koşulları oluşması sebebiyle belirli bir süre ara verilmek zorunda kalındı. Verilen kısa ara sonrasında etkinlik tamamiyle çevrimiçi bir şekilde katılımcıları ile buluşmaya devam etti. Geride bıraktığımız mart ayı itibariyle 7'nci etkinliğimizi çevrimiçi olarak tamamladık.

Yıllardan gelen alışkanlıklar ile çevrimiçi etkinlik gerçekleştirmek, ilk başlarda içimize sinmedi. Fakat sonrasında gelen geri bildirimlerle gördük ki, esasında katılımcılar açısından daha demokratik bir ortam yaratmışız. Zamandan ve mekandan bağımsız gerçekleşen bu etkinliklerle, İzmir’de veya Ağrı’da ikamet eden bir katılımcı, evinin salonundan ayrılmasına gerek olmadan doğru bilgiye ulaştı. 

Agriculture Talks’un 7’nci programı, Netafim Türkiye’nin ana sponsorluğunda 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında gerçekleşti. İklim krizinin getirdiği gerçekliklerle birlikte üstüne daha fazla odaklanmamız gereken “tarımsal su kullanımı” konusunu ele aldık. Bu etki raporu ile 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında gerçekleşen etkinliğin analizini yaptık. 

Agriculture Talks için zamanlarını ayıran ve değerli bilgilerini paylaşan konuklarımıza teşekkür etmek isterim. Ve bu etkinliğe güvenip cömert katkılarını sunan Netafim Türkiye ekibi adına Genel Müdür Sn. Pınar Parmaksız’a şükranlarımı sunarım. 

Ali Üstündağ 

Kibele Projekt Yönetici Ortağı ve Agriculture Talks Küratör



12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında gerçekleşen etkinliğin etki raporunu okumak için tıklayın;

 

Netafim Türkiye, Ana Sponsorluğunda gerçekleşen etkinliğin kayıtlarını izlemek için tıklayın;


Enflasyonun Durmak Bilmeyen Yükselişi | Ağustos 2022 Enflasyon Verileri

Türkiye’nin enflasyon sorunu bitmek bilmiyor. Bugün, Ağustos ayı verileri TÜİK ve ENAG tarafından açıkladı. Türkiye, G20 ülkeleri içerisinde en yüksek yıllık enflasyon sahip ülke konumunu koruyor. Gelin, tüketici fiyat endeksi ve yurt içi üretici fiyat endekslerine yakından bakalım.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), TÜFE ve Yİ-ÜFE verilerini kamuoyu ile paylaştı. Eş zamanlı olarak ise Enflasyon Araştırma Grubu(ENAG), E-TÜFE verilerini açıkladı. 

TÜİK’in 2022 yılı Ağustos ayı verilerine göre; TÜFE bir önceki aya göre %1.46, bir önceki yılın aynı ayına göre %80.21’lik artış gerçekleşti. ENAG’ın verilerine göre; E-TÜFE bir önceki aya göre %5.86 iken, yıllık %181.37 artış gerçekleşti.

Enflasyon Şampiyonları; Gıda, ev eşyası ve Ulaştırma

Tüketici enflasyonu tarafında TÜİK’in verilerine yıllık; 3 ana harcama grubunda bir önceki yılın aynı ayına göre az artış gerçekleşirken, 9 ana grupta ise yükselme eğilimi gösterdi. Aylık verilere bakıldığı zaman ise 5 grupta düşüş, 7 grup ise yükselme trendi gösterdi.

Ana harcama gruplarındaki yıllık değişimi incelemek için;

Üretici Enflasyonu Yükselişini Sürdürüyor!

TÜİK’in açıkladığı bir diğer veri ise Yİ-ÜFE oldu. Yİ-ÜFE bir önceki aya göre %2.41 iken, yıllık %143.75 artış gerçekleşti. Üç yıllık verilere bakıldığı zaman ise, endeksin rekor tazelemeye devam ettiğini görebiliyoruz. Aylık ve yıllık grafikler ile detaylara baktığımız zaman üretim alanlarında, enflasyonun etkisinin derinden hissedildiğini görebiliyoruz.


TÜFE detaylarını incelemek için tıklayın; 

Yİ-ÜFE detaylarını incelemek için tıklayın; 

ENAG tarafından yayınlanan E-TÜFE detaylarını incelemek için tıklayın; 


Editör Notu: 

Kibele Projekt olarak, özellikle gıda enflasyonunu yakından takip ediyoruz. Gıda enflasyonunun, adil gıdaya erişim hakkı üzerindeki olumsuz etkilerinin, üstünün çizilmesi ve gıda enflasyonu ile mücadele için, üretimin desteklenmesi konusunda farkındalık çabalarımız devam ediyor.


Evde Gıda İsrafını Önlemek İçin 10 Adım | Gıda Kurtarma Derneği İşbirliğiyle

  1. Planlı bir alışveriş, istek ve ihtiyaçların önceden belirlenmesi ve alışveriş listesi oluşturulması bilinçli bir tüketici olma yolunda ilk adımdır.
  2. TETT ve STT arasındaki farkı doğru anlamak gıda israfının önlenmesinde etkili bir adımdır. TETT gıda kalitesini, STT gıda güvenliğini kapsayan kontrol mekanizmasıdır.
  3. Alışverişe aç karnına çıkmamanızı öneririz. Aç karnına yapılan alışverişlerde gereğinden fazla ürün satın alındığı tespit ediliyor.
  4. Satın alınan ürünlerin doğru saklama koşullarını bilmeliyiz böylelikle daha uzun süre kullanılabilir hale getirebiliriz.
  5. Belirli aralıklarla buzdolabı düzenlemesi yapmak gıda israfının azaltılmasında etkili bir aşamadır.
  6. Evdeki fazla gıdaları alternatif tariflerle değerlendirip, tekrar kullanıp, hızlıca tüketebilirsiniz.
  7. Öğün planlaması yapmak hangi malzemeyi nasıl değerlendireceğiniz hakkında size bir yol haritası çizer.
  8. Küçük porsiyonlar hazırlamak israfı önlemenin önemli bir diğer adımıdır.
  9. Paylaşım hem sosyal bir dayanışmadır hem de gıda israfını önlemeye yardımcı olur. Fazla gıdalarınızı sevdiklerinizle, canlılarla paylaşarak israf etmeyelim.
  10. Son aşama olarak, kompost yapımı organik her türlü atığın çürütülmesi yoluyla geri kazanım sürecidir.

Bonus

11. Siz de GKTD'nin web sitesi üzerinden gıda israfıyla mücadele ederek ihtiyaç sahiplerine destek olun.


Gıda Kurtarma Derneği Hakkında

Gıda Kurtarma Derneği, başka bir dünya özlemi duyan, adil ve sürdürülebilir bir yaşamın mümkün olduğuna inanan, zekasını ve yeteneğini yüreğiyle kucaklayan, dinamik, çalışkan ve idealist bir grup genç tarafından kuruldu.

GKTD’nin kuruluş öyküsünün başlangıç noktası BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin ilk kez açıklandığı 2015 yılına dayanıyor. GKTD, Sürdürülebilir Dünya idealini gerçekleştirmenin yolunu, insanlığın hem kendi hem de tüm dünya üzerindeki yaşamı en çok etkileyen gereksiniminin ilişkisiyle kuruyor varlığını. Ve bu yolculuk Fazla Gıda’nın kurtarılması ve gıda fazlasının önlenmesiyle kesişiyor.

Kurulduğumuz günden bu yana, yaşadığımız toplum ve evren için bu idealimizi gerçekleştirmeye koşar adımlarla ilerleyerek, her geçen gün üzerimize aldığımız misyona bir adım daha yaklaşıyoruz.

Gıda Kurtarma Derneği'ni Takip Et!

Web Sitesi için tıkla

Youtube için tıkla

Linkedin için tıkla

İnstagram için tıkla

Facebook için tıkla

Twitter için tıkla


C Vitaminli; Haziran Bülteni

Merhaba, her ay düzenli olarak gönderim yaptığımız mail bültenlerimiz, bu aydan itibaren her ayın 10’unda gönderimini yapacağız. Dolu dolu bir içeriğe sahip olan Haziran ayı bültenini beğeninize sunuyoruz.


Tarım-GFE Son Üç Yılın Zirvesinde!

Tarım-GFE son üç yılın zirvesini gördü! Tarım sektöründe üreticinin üretim maliyetlerini görmemizi sağlayan en önemli endekste Mart 2022 itibariyle zirveyi gördük. Endeks; 2020 yılının Mart ayında %7,66, 2021 Mart ayında %21,03 gerçekleşirken 2022 Mart ayında %105,70 ile zirveyi gördü!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun(TÜİK) üç ayda bir yayınladığı tarımsal girdi fiyat endeksinin, Mart ayı verileri kamuoyu ile paylaşıldı. Verilere göre; Tarım-GFE’nin bir aylık artış oranı %15,16 olurken yıllık artışın %105,70 olduğu açıklandı. Açıklanan verilerde ayrıca; tarımsal yatırıma katkı sağlayan ve tarımda kullanılan mal-hizmetler endeksi verileri de paylaşıldı. Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde %7,85, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde %16,12 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın(aynı ayın) verileri ile karşılaştırıldığı zaman ise; tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde %56,43, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde %113,89 artış yaşandı.

Tarım-Girdi Fiyat Endeksiyle ilgili haberi okumak için; 


Bitkisel Üretim Tahminleri Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, bitkisel üretime dair yapılan veri toplama ve verim tahmini çalışmasının ilk sonuçları açıklandı. Verim tahmini çalışması sonucunda elde edilen veriler TÜİK tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. 

Bakanlığın çalışmasında ortaya çıkan ilk verilere göre; bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde(yem bitkileri hariç) %10,4 artacağı öngörülüyor. Sebze grubunda %1 azalma ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde %4,6 oranında artış olacağı tahmin edildi. Yapılan analizler sonucunda elde edilen verilere göre; tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,2 milyon ton, sebzelerde 31,4 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 26,1 milyon ton hasat elde edileceği tahmin edilmektedir.

Bitkisel üretim tahminleri hakkında detaylı bilgi için;


Tünelin Sonunda Hiperenflasyon Mu Var?

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), TÜFE ve Yİ-ÜFE verilerini kamuoyu ile paylaştı. Eş zamanlı olarak ise Enflasyon Araştırma Grubu(ENAG), E-TÜFE verilerini açıkladı. TÜİK’in 2022 yılı Mayıs ayı verilerine göre; TÜFE bir önceki aya göre %2.98 ile düşüş, bir önceki yılın aynı ayına göre %73.50’lik artış gerçekleşti. ENAG’ın verilerine göre; E-TÜFE bir önceki aya göre %5.46 iken, yıllık %160,76 artış gerçekleşti.

Mayıs ayı, TÜFE ve Yİ-ÜFE detaylarını incelemek için;


İstanbul Halk Ekmek A.Ş Buğday Alım İlanı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketi, İstanbul Halk Ekmek A.Ş buğday alım ilanı çıktı. Halk Ekmek’in maliyet/girdileri sabit ve öngörülebilir yapmak için, 2022 yılı hasat döneminde İstanbul’lu çiftçilerden alım yapacağı belirtildi. Buğday alımı çiftçi başına 60 ton ile sınırlı olacak ve gelen buğday satış taahhütleri amaçlanan alım miktarını aşar ise başvuru tarihi öncelik tutularak alım yapılacağı açıklandı. Halk Ekmek tarafından yapılan açıklamada, çiftçilerin buğday satış taahhütlerini 24 Haziran 2022 günü saat 16:00’ya kadar teslim etmesi gerekiyor. Buğday alım fiyatları ise, Edirne Ticaret Borsası’nın Temmuz ayı aylık ortalama kapanış fiyatı baz alınarak belirlenecektir. 

Çiftçi buğday satış taahhüt formuna erişmek ve diğer detayları incelemek için;


TMO’nun Buğday ve Arpa Alım Fiyatı Belli Oldu! 

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü’nden, 2022 dönemi hububat alım fiyat ve politikalarına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Türkiye’de hububat hasadına geçen ay başlandığı hatırlatılan açıklamada, ülke genelinde hasadın, bugün itibarıyla arpa, buğday ve kırmızı mercimekte yaklaşık %5 seviyesinde olduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca bu yılki buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale alımlarında Çiftçi Kayıt Sistemi‘ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin, cins ve kota sınırlaması olmadan bu ürünlerini TMO’ya satabilecekleri belirtildi.

TMO'nun hububat alım fiyatlarıyla ilgili açıklamasının detaylarını incelemek için;


Kibele Projekt’ten Haberler

Tarım 4.0 Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Ziyareti

Eyüpsultan Belediyesi, İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ve Kadir Has Üniversitesi işbirliğiyle "Tarım 4.0 Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi" projesini hayata geçirdi. Kurucu Ortağımız Yusuf Kurt, geçtiğimiz haftalarda açılışı yapılan merkezi ziyaret etti. Proje Koordinatörü Sn. Murat Aktaş ve Koordinatör Yardımcısı Sn. Gülsen Akın ile görüşme gerçekleştirildi. Görüşme kapsamında merkez ile olası işbirliği konuları ele alındı.


Gıda Kurtarma Derneği’nin, Avrupa Birliği tarafından desteklenen, T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı tarafından yürütülen Sivil Toplum Sektörü Destek Programı III. Dönemi kapsamındaki "Kapasite Geliştirme Yoluyla Gıda İsrafının Azaltılmasında GKTD Etkisinin Genişletilmesi başlıklı proje kapsamında 26 Mayıs 2022 tarihinde “Sorumlu Üretim ve Tüketim” çalıştayı gerçekleşti. 

Gıda Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Berat İnci’nin moderatörlüğünü üstlendiği panelde; Tarım ve Orman Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü AB Uyum Daire Başkanı Zeynep Özkan, Fazla Gıda Partner Geliştirme Yöneticisi Ulaş Kayır ve Kurucu Ortağımız Yusuf Kurt’un katılımıyla “Gıdanın Sorumlu Üretimi ve Tüketimi” paneli gerçekleşti.


Ekosistem'den Haberler

EIT Food Sales Booster Programı

EIT Food Sales Booster programı başvuru süreci başladı. Sales Booster programı; Güney, Orta ve Doğu Avrupa'dan yenilikçi girişimlere yardımcı olan özel bir EIT Food programıdır. Program kapsamında kabul alan girişimlere sağlanacak olan destekler ise; 

  • Globalleşme stratejisi oluşturmak, 
  • Avrupa’daki yeni pazarları keşfetmek ve yeni ortaklık fırsatları, 
  • Eğitim, koçluk ve uzman tavsiyesi, 

Programa başvuru için son tarih 19 Haziran 2022 olarak ilan edildi. Sales Booster programı hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için tıklayın;


Sorunlara Çözümler Buluşması

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin UNDP Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle yürüttüğü “Sorunlara Çözümler Buluşması” etkinliğinde “İklim Eylemi” ele alınacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Daire Başkanı Doç. Dr. Çiğdem Tuğaç, Grundfos Türkiye İletişim Müdürü Gonca Başar, Yerli Yeşil Yeni ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu ve Ecording Kurumsal Partnerlikler ve Satış Müdürü Zehra Solmaz’ın katılımıyla etkinlik gerçekleşecek. Etkinliğin moderatörlüğünü, UNDP Türkiye "Türkiye'de İklim Değişikliğine Uyum Eyleminin Güçlendirilmesi Projesi" İletişim Asistanı Merve Elibirlik yapacak.

Zoom üzerinden gerçekleşecek olan etkinliğe kaydınızı oluşturmak için tıklayın;


Sosyal Girişimcilik Alanında Mevcut Destekler Veritabanı Yayınlandı

Yekpare Sosyal Girişim Birliği Mart 2022’de başladığı “Türkiye’de Sosyal Girişimcilik Alanında Mevcut Desteklerin Haritalanması” araştırmasının bir çıktısı olan “Sosyal Girişimcilik Alanında Mevcut Destekler Veritabanı” çalışmasını yayınladı. 25 Mayıs 2022 günü Postane’de gerçekleşen etkinlik ile veritabanı çalışmasının lansmanı gerçekleştirildi. 

Sosyal Girişimcilik Alanında Mevcut Destekler Veritabanı çalışmasını incelemek için tıklayın;

25 Mayıs 2022 günü gerçekleşen lansman etkinliğini izlemek için tıklayın;


Gıda Fiyatları Krizi: Neden Şimdi, Neden Yine?

İBB iştiraki olan İstanbul Planlama Ajansı(İPA) tarafından, gıda krizini ele alan yeni bir rapor yayınladı. Kent gündemine bakış kategorisinde yayınlanan “Gıda Fiyatları Krizi: Neden Şimdi, Neden Yine?” başlıklı raporu okumak için tıklayın;


Gıdanın Yolculuğu Filmi Yayında

Gıda Kurtarma Derneği’nin, Avrupa Birliği tarafından desteklenen, T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı tarafından yürütülen Sivil Toplum Sektörü Destek Programı III. Dönemi kapsamındaki "Kapasite Geliştirme Yoluyla Gıda İsrafının Azaltılmasında GKTD Etkisinin Genişletilmesi” başlıklı proje kapsamında hazırlanan film yayınlandı. GKTD’nin gıda bankacılığı hikayesini anlatan “Gıdanın Yolculuğu” filminin Yönetmenliğini Mehmet Binay gerçekleştirdi. Filmin seslendirmesini ise Oyuncu Tilbe Saran gerçekleştirdi. 

Filmi izlemek için tıklayın;


Kibele Projekt tarafından belirli aralıklarla gönderilen mail bültenlerine abone olarak sektörün doğru bilgisini öğrenebilirsiniz. Ücretsiz mail bültenlerimize abone olmak için tıklayın.


2022 Yılı TMO Hububat Alım Fiyatları Açıklandı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü'nden, 2022 dönemi hububat alım fiyat ve politikalarına ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Türkiye'de hububat hasadına geçen ay başlandığı hatırlatılan açıklamada, ülke genelinde hasadın, bugün itibarıyla arpa, buğday ve kırmızı mercimekte yaklaşık %5 seviyesinde olduğu belirtildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bitkisel üretim tahminlerine göre, bu yıl üretimin buğdayda geçen yıla göre %10,4 artışla 19,5 milyon ton, arpada ise geçen yıla göre %48 artışla 8,5 milyon ton olacağının beklendiği açıklanmıştı. Bitkisel üretim tahminleri çalışmasında ortaya çıkan sonuçları ön bir değerlendirme olarak görmeliyiz. Bakanlığın bir sonraki bitkisel üretim tahmini sonucu ve hasat sürecinin tamamlanmasını beklemek lazım. Tarımsal girdilerin satış fiyatları geride bıraktığımız yıllara göre oldukça yükselmiş durumdadır. Bu yükselme trendi ile bağlantılı bir şekilde üreticinin gübre gibi temel tarımsal girdileri temini de sıkıntılı bir hal almıştır. Gübre kullanımının bitkilerin gelişim sürecinde olması gerekenden az kullanılması halinde verimliliğin olumsuz etkilenmesi de uzmanlar tarafından değerlendirilmektedir.

Alımlar randevulu olarak yapılacak!

Açıklamada TMO’nun, üreticilerin iş yerleri önünde uzun süre beklemelerini önlemek amacıyla uyguladığı randevulu alım sistemine devam edileceği belirtilerek, şu bilgiler verildi:

"TMO, Türkiye genelinde bulunan yaklaşık 200 işyerinde ve protokol imzalanan lisanslı depolarda (yaklaşık 190 nokta) alım faaliyeti gösterecek. TMO ile protokol imzalayan lisanslı depoculuk şirketleri www.tmo.gov.tr internet adresinde yayımlanmakta olup lisanslı depolara ürün teslim eden üreticiler, bu depolar üzerinden ürününü elektronik ürün senedi (ELÜS) ile TMO'ya satabilecekler. TMO işyerlerinde pazar günleri hariç haftanın 6 günü alım yapılacak. Ürün bedeli ödemeleri, ürünün TMO'ya teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde üreticilerin banka hesaplarına aktarılacak."

Ürününü lisanslı depolar üzerinden ELÜS olarak TMO'ya satanlara ödemelerin peşin yapılacağının vurgulandığı açıklamada,

"Lisanslı depolara ürün teslim edilmesi halinde; yüzde 2 stopaj, yüzde 2 SGK prim kesintisi muafiyeti, ton başına 25 lira nakliye desteği, araç başına 25 lira analiz desteği, depo kira ücreti desteğinin yanında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden ürün bedelinin yüzde 75'ine kadar sıfır faizli 9 ay vadeli kredi kullanma imkanı bulunduğu" belirtildi.

Prim Ödemeleri İçin Gerekli Şartlar

Açıklamada ayrıca bu yılki buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale alımlarında Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin, cins ve kota sınırlaması olmadan bu ürünlerini TMO’ya satabilecekleri belirtildi.

İşyerleri veya lisanslı depolar üzerinden TMO’ya buğday ve arpa satan üreticilere ton başına buğdayda 1000 TL, arpada ise 500 TL ilave hububat alım primi verileceğinin kaydedildiği açıklamada, üreticilerin bu uygulamadan yararlanmaları için ürünlerini 1 Eylül'e kadar TMO'ya satmaları gerektiğinin altı çizildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilecek olan destek priminden faydalanmak isteyen çiftçilerin, ürünlerini TMO dışındaki kurumlara satmaması gerekiyor. Ürünlerini belirli bir kısmını serbest piyasada satışa çıkartan çiftçiler, destek priminden faydalanamayacak.

Açıklamada, hububat alım priminin, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca belirlenen ortalama verim ile ÇKS’de kayıtlı alana göre oluşan üretim miktarının 2 katına kadar, TMO’ya satılan buğday ve arpa için verileceği aktarıldı. Hububat alım primi ödemelerinin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bu yıl sonbahar hububat ekim döneminde yapılacağına dikkat çekilen açıklamada, şöyle devam edildi:

"TMO iş yerlerine satılan ürünün borsa tescil ücreti TMO tarafından karşılanacaktır. Boşaltma ücreti alınmayacaktır. Önceki yıllardan farklı olarak geçici alım merkezlerinde hizmet bedeli kesintisi yapılmayacaktır. Ayrıca üreticilerimiz her yıl Bakanlık tarafından verilen fark ödemesi, mazot, gübre ve sertifikalı tohumluk desteklerinden de faydalanacak. Dolayısıyla üreticilerimizin ürünlerini TMO’ya satmaları menfaatlerine olacaktır. TMO, altyapısı uygun olan ticaret borsalarında hububat alımı yapacaktır. Ticaret borsası üzerinden alım yapan iş yerlerinde üreticiler, randevu almak suretiyle hem borsalar üzerinden hem de doğrudan iş yerlerine gelerek ürünlerini TMO’ya satabileceklerdir. Borsa üzerinden lisanslı depoya ürün teslim etmek isteyen üreticilerimiz, randevuya gerek kalmadan ürününü teslim ederek ELÜS yoluyla TMO’ya satabilecektir."

2022 Yılı Hububat Alım Fiyatları İse Şöyle;

Açıklamada, sert ekmeklik buğday, makarnalık buğday ve arpa fiyatına kalitesine göre (1. Grup) ton başına 100 TL ilave fiyat verileceği ifade edilerek, bu şekilde sert ekmeklik buğday fiyatının ton başına 6 bin 150 TL, makarnalık buğday fiyatının ton başına 6 bin 600 TL, arpa fiyatının ise ton başına 5 bin 600 TL olacağı belirtildi.

Önemli Notlar

TMO'ya ürün teslim edecek üreticilerin, alım noktalarında herhangi bir zorlukla karşılaşmamaları için ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevularını mutlaka almaları ve ürünlerini randevu alınan gün getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri gerektiği kaydedildi.

Lisanslı depolara ürün teslim edeceklerin, bankadan ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası acentesine başvurarak üye olmaları gerektiği belirtilen açıklamada, ürünün, iş yerlerine/lisanslı depolara ürün sahibi tarafından veya vekalet verilerek getirilmesi gerektiği vurgulandı.


Yasal Uyarı 

Bu makalede dayalı herhangi bir işlem yapılması tarafımızdan öngörülen bir husus değildir. Bu makalede yer alan görüşler sadece yazarın güncel görüşleridir. Makalede yer alan görüşlerin bir kısmı veya tamamı Kibele Projekt’in kurumsal görüşlerini yansıtmayabilir. 


Bitkisel Üretim Tahminleri Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, bitkisel üretime dair yapılan veri toplama ve verim tahmini çalışmasının ilk sonuçları açıklandı. Verim tahmini çalışması sonucunda elde edilen veriler TÜİK tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Bakanlığın çalışmasında ortaya çıkan ilk verilere göre; bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde(yem bitkileri hariç) %10,4 artacağı öngörülüyor. Sebze grubunda %1 azalma ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde %4,6 oranında artış olacağı tahmin edildi. Yapılan analizler sonucunda elde edilen verilere göre; tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,2 milyon ton, sebzelerde 31,4 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 26,1 milyon ton hasat elde edileceği tahmin edilmektedir.

Tahıl Üretiminde Artış Öngörülmekte!

Tarım ve Orman Bakanlığının yaptığı hesaplamalara göre bir önceki yıla göre tahıl grubunda artış öngörülmektedir. Tahıl ürünlerinde üretim miktarı, bir önceki yıla göre %15,7 oranında artarak 36,9 milyon ton olması beklenmektedir. 

Alt gruplara bakıldığında;

Sebze Üretiminde Azalma Tahmin Ediliyor

Sebze ürünlerinde bir önceki yıla göre hasatta azalma öngörülmektedir. Bakanlığın öngörüsüne göre %1 oranında gerçekleşecek azalma ile 31,4 Milyon Ton hasat elde edilmesi bekleniyor. 

Sebze grubunun önemli ürünleri olan; hıyarda %2,9, havuçta %19,9 ve beyaz lahanada %17,2 oranında artış öngörülmektedir. Diğer önemli sebze grubu ürünleri olan; domateste %2,3, karpuzda %3,9 ve kuru soğanda %6 oranında azalma beklenmektedir.

Meyve Grubunda Hasatta Artış Bekleniyor

Meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde üretim miktarları bir önceki yıla göre %4,6 oranında artarak 26,1 Milyon Ton hasat elde edilmesi beklenmektedir. 

Grubun önemli ürünlerine bakıldığında; elma %4,5, üzüm %15,8, şeftali ve nektarin toplamında %6,7, kiraz %14,8, çilek %5,5 ve zeytinde %0,7 oranında artış gerçekleşmesi tahmin ediliyor. 

Turunçgil ürün grubunda ise; mandalinada %0,1 oranında artış gerçekleşirken, portakalda %11 ve limonda %3,2 azalma beklenmektedir. Sert kabuklu meyvelerde; fındıkta %3,1 oranında ve Antep fıstığında %92,7 oranında artış tahmin edildi. Diğer meyve grubu ürünü olan incirde %9,4 ve muzda ise %8,9 oranında artış olacağı öngörüldü. 


Editör Notu:

Dijital ve konvansiyonel medyada yapılan haberlerde “bitkisel üretim tahminlerini TÜİK’in yaptığı” yönündeki haberlerde hata vardır. Bitkisel üretim tahminlerini, Tarım ve Orman Bakanlığı yaparken, verilerin kamuoyu ile paylaşılması görevini ise TÜİK yapmaktadır. 

Bitkisel üretim tahminleri verilerini daha iyi bir şekilde analiz edebilmek için “bitkisel ürün denge tabloları” da incelenmelidir. Karşılıklı veri incelemesi gerçekleştirildiği takdirde hangi ürünlerde iç pazar ihtiyacı ile üretimin yeterli olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. 

Kibele Projekt olarak sektörü yakından ilgilendiren bu önemli veri setleri ve açıklamaları yakında takip etmeye devam edeceğiz. Bitkisel ürün tahminleriyle ilgili bir sonraki açıklama 28 Ekim 2022’de yapılacak. 

Çiftçilerimize verimli bir üretim ve hasat sezonu dileriz.


🍊🍊C Vitaminli; Kibele Projekt Mayıs Bülteni

Merhaba, yaz aylarının kapımıza geldiği Mayıs ayının bol c vitaminli bülteni ile karşınızdayız. 

EİB Sürdürülebilirlik Günleri Devam Ediyor!

Ege İhracatçı Birlikleri sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda “Sürdürülebilirlik Günleri” projesini devam ettiriyor.  Sürdürülebilirlik günleri kapsamında gerçekleştirilen eğitimlerin tarım-gıda sektörü ile bağlantılı olanların tarihleri belli oldu. 

Tarımda Dijitalleşme/Dijital Tarım Teknolojileri, Gıdada İzlenebilirlik ve Sürdürülebilir Tarım ve İyi Uygulama Örnekleri başlıklı eğitimler eğitmenlerimiz tarafında verilecek.  Sürdürülebilir Tarım ve İyi Uygulama Örnekleri eğitiminin, detayları henüz açıklanmadı. Eğitimin detayları önümüzdeki günlerde, Ege İhracatçı Birlikleri ve Kibele Projekt’in sosyal medya hesapları üzerinden duyurulacak.

Ücretsiz bir şekilde gerçekleşecek olan eğitimlerin detayları için;

  • Tarımda Dijitalleşme/Dijital Tarım Teknolojileri – 10 Mayıs 2022, 14:00 | Osman Baytaroğlu, Kayıt Ol!
  • Gıdada İzlenebilirlik – 12 Mayıs 2022, 14:00 | Cem Kösemenci, Kayıt Ol!

Water Scarcity in Southern Europe Programı

 

Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü tarafından, gerçekleştirilen “Water Scarcity in Southern Europe” programı için son başvuru tarihi 3 Mayıs! Güney Avrupa genelinde su tasarrufu sağlayan bir ekonomiye geçişi kolaylaştırmak ve uzun vadede Avrupa’nın su tüketimini, israfını ve kirliliğini azaltmaya katkıda bulunmak programın temel amacını oluşturuyor. Program, Güney Avrupa’da su kıtlığıyla mücadele eden ve yenilikçi çözümler üreten girişimcilerin ölçek büyütmeleri için tasarlanmıştır. 

40 Girişimcinin kabul edileceği program kapsamında sağlanacak olan destekler; 

  • Pazar odaklı eğitimler ve 3 aylık mentorluk süreci
  • Potansiyel son kullanıcılarla ağ oluşturma oturumları 
  • Güney Avrupa ülkelerindeki potansiyel son kullanıcılarla dönem sonunda bir demo sitesi uygulama imkanı ile sektörel yarışmalar. 

Kurucu Ortağımız Hasan Turunçkapı’nın mentör olarak dahil olduğu programa; Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, Malta, Portekiz ve İspanya’dan girişimciler başvurabilir. 

Program detaylarını incelemek için tıklayın.


Ürün Yönetimi Türkiye Toplantıları Devam Ediyor

 

Kuruluşların sürdürülebilirliği ve büyümesi ürünlerine (ve/veya hizmetlerine) bağlıdır. Yeni ürünleri de kuruluşun can damarı olarak ifade etmek yanlış olmaz. İçinde bulunduğumuz bilim kaynaklı teknolojik inovasyon çağında, üretilen bilimsel bilginin ekonomik ve sosyal faydaya dönüşümündeki en önemli bilgi alanları arasında yer alan Ürün Geliştirme ve Ürün Yönetimi neredeyse başlı başına bir meslek haline gelmiştir.

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV), özel sektörün küresel pazarlardaki rekabet gücünü, Ar-Ge ve teknoloji faaliyetlerinin desteklenmesi yoluyla güçlendirmek amacıyla 1991 yılında kurulmuştur. İlk ve tek kamu-özel sektör ortaklığı ve kanunla kurulmuş vakıf statüsüne sahip yedi vakıftan biri olan TTGV, Ar-Ge ve teknoloji konusunda faaliyet gösteren kanunla kurulmuş tek vakıftır.

TTGV’nin, Ürün Geliştirme ve Yönetimi Derneği (PDMA) işbirliği ile hayata geçirdiği “Ürün Yönetimi Türkiye Platformu” kapsamında gerçekleştirilen toplantılar devam ediyor. 

13 Mayıs günü çevrimiçi gerçekleşecek olan Ürün Yönetimi Türkiye toplantısına, Kurucu Ortağımız ve Genel Müdürümüz Yusuf Kurt katılacak. Toplantı kapsamında, tarım sektörü özelinde ürün yönetimine dair deneyimlerini paylaşacak.

13 Mayıs günü saat 19:00’da gerçekleşecek olan toplantıyı takip etmek için kayıt olmayı unutmayın!


Ekosistemden Haberler

Bültenin bu bölümünde, ekosistemdeki önemli bazı çalışmaları sizlere aktaracağız. Foodback ve Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan çalışmalarını bilginize sunuyoruz.

Gıda ve Tarımda Yükselen Fırsatlar Eğitim Programı

Toplamda 15 saat sürecek olan çevrimiçi Gıda ve Tarımda Yükselen Fırsatlar Eğitimi; sektördeki yeniliklerin uzmanlarından ve aynı konu özelinde çalışan girişimlerden dinleneceği ve sektörün yakın gelecekteki tüm trendlerinin katılımcılara örnekleri ile birlikte ele alınması için tasarlandı. Katılımcılar aynı zamanda ağ kurma (Networking) ve LinkedIn’i etkili kullanmak üzere kendini geliştirme fırsatı bulacak. 

Program detaylarını incelemek için tıklayın.

 

Çözümler Atölyesi; Ankara ve Eskişehir de Gerçekleşecek

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği ve Grundfos Türkiye tarafından, Grundfos | Poul Due Jensen Vakfı'nın desteğiyle yürütülen Sürdürülebilirliğin Sorumlu Mühendisleri Projesi sürdürülebilirlik ve mühendislik arasındaki ilişkiye dikkat çekmeyi, genç mühendislerin çevresel, sosyal problemler karşısında çözümler üretmelerini amaçlıyor. Proje kapsamında, iklim krizi, enerji, su ve toplumsal cinsiyet eşitliği temalarında 6 panel, 5 Çözümler Atölyesi gerçekleştirilecek.

Çözümler Atölyesi’nin üçüncüsü ve dördüncüsü önümüzdeki günlerde gerçekleşecek. Üçüncü atölye Ankara’da, dördüncü atölye ise Eskişehir’de yapılacak.


  Rapor Önerisi: EİB Sürdürülebilirlik Raporu

Ege İhracatçı Birlikleri’nin, sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda 2020-2021 yıllarında yürütülen faaliyetlerin ele alındığı rapor yayınlandı.

Raporu okumak için tıklayın.


 Belgesel Önerisi: Barınak

İklim değişikliği, sadece kara hayatını değil, deniz sularının sıcaklıkları arttıkça doğal yaşamı da olumsuz etkiliyor. Denizlerdeki en önemli sorunlardan biri de yok olan resifler. Yosunlar, algler, yengeçler, sürüngenler, deniz kaplumbağaları gibi pek çok deniz canlısı resiflerde gelişen ve yaşayan canlılardır. Bazı insanlar sudaki yaşamın devam edebilmesi, sahil şeridinin erozyondan korunması, sudaki ekosistemin çeşitlenmesi için yapay resifler inşa etmektedirler. İklim değişikliğini konuşmadığımız yıllarda yapay resifler balık üretimini artırmak için kullanılırken, son yıllarda deniz kirliliğinin önlenmesi, su kalitesinin artırılması, ekosistemin yenilenmesi gibi koruma amaçlı yapılmaktadır.

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği yönetim kurulu üyesi Çağatay Ankaralı ve Umut Sarıboğa’nın yönetmenliğini yaptığı “Barınak” belgesini bu bayram tatilinde izlemenizi tavsiye ederiz. 


Kapıyı Çalan Hiperenflasyon Mu?

Türkiye, uzun bir süredir enflasyonun yükselmesi ile mücadele ediyor. Bu mücadele sürecinde farklı enstrümanlar ile enflasyonun dizginlenme çabalarını da görüyoruz. Tüm bu çabaya rağmen enflasyon hedef yükseltmeye devam ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), TÜFE ve Yİ-ÜFE verilerini kamuoyu ile paylaştı. Eş zamanlı olarak ise Enflasyon Araştırma Grubu(ENAG), E-TÜFE verilerini açıkladı. 

TÜİK’in 2022 yılı Mart ayı verilerine göre; TÜFE bir önceki aya göre %5,46, bir önceki yılın aynı ayına göre %61,14’lük artış gerçekleşti. ENAG’ın verilerine göre; E-TÜFE bir önceki aya göre %11,93 iken, yıllık %142,63 artış gerçekleşti. 

TÜİK’in açıkladığı bir diğer veri ise Yİ-ÜFE oldu. Yİ-ÜFE de bir önceki aya göre %9,19 iken, yıllık %114,97 artış gerçekleşti.

Tüketici Enflasyonun da Şampiyon; Gıda ve Ulaştırma

TÜİK’in açıkladığı TÜFE verilerinin aylık değişim oranlarına yakından bakalım. Bir önceki aya göre en yüksek artışın gerçekleştiği harcama grupları;

  • Gıda ve alkolsüz içecekler %4,73 
  • Sağlık %5,33 
  • Lokanta ve oteller %6,04 
  • Eğitim %6,55 
  • Ulaştırma %13,29 

Bir önceki yıla göre en yüksek artışın gerçekleştiği harcama grupları;

  • Konut %51,43 
  • Alkollü içecekler ve tütün %51,43 
  • Lokanta ve oteller %60,40 
  • Ev eşyası %69,26 
  • Gıda ve alkolsüz içecekler %70,33 
  • Ulaştırma %99,12

ENAG’ın açıkladığı E-TÜFE’deki ana harcama grupları içerisinde aylık değişimin en yüksek olanlar ise; 

  • Ulaştırma %15,68 
  • Gıda ve alkolsüz içecekler %15,80 
  • Sağlık %78,44 

Veriler de görüldüğü üzere tüketici enflasyonu için TÜİK’in ve ENAG’ın açıkladığı rakamlar arasında ciddi farklar olduğunu görebiliyoruz.

Çeşitli yöntem farklılıklarından kaynaklanan bu farklılığın günlük hayatta vatandaşın karşılaştığı tabloya birlikte bakıldığında, TÜİK'e olan güvenin düştüğünü gözlemleyebiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, dijital platformlarda ve alanın uzmanları tarafında “Kapıyı Çalan Hiperenflasyon Mu?” sorusuna cevap aranıyor. Hiperenflasyonun kapımızı çaldığını savunanlar olduğu gibi, önümüzdeki aylarda özellikle hasat dönemi ile birlikte gıda enflasyonunda iyileşme olacağını savunanlarda var. 

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise, yaptığı konuşma ve sektör buluşmalarında yıl sonunda tek haneli enflasyon beklentisini sıklıkla dile getiriyor. 

Önümüzdeki aylarda; “Hiperenflasyon mu yoksa tek haneli bir enflasyon mu” çıkacak sorusunun cevabını görebilmek için açıklanan verileri takip ediyor ve sizlere aktarıyor olacağız.

Kibele Projekt olarak, özellikle gıda enflasyonunu yakından takip ediyoruz. Gıda enflasyonunun, adil gıdaya erişim hakkı üzerindeki olumsuz etkilerinin üstünün çizilmesi ve gıda enflasyonu ile mücadele için üretimin desteklenmesi konusunda farkındalık çabalarımız devam ediyor.


Kaynak


2020-2021 Bitkisel Ürün Denge Tabloları Açıklandı

Son günlerde gıda enflasyonu oldukça dikkat çekici bir biçimde konuşuluyor. Kamuoyu gündeminde özellikle yağ ve buğday fiyatları ile yer bulan gıda enflasyonu konuşulurken bu konuda önemli bir gösterge olan  2020 – 2021 dönemine ait Bitkisel Ürün Denge Tabloları* TÜİK tarafından açıklandı. Bu veri aslında ülkemizde yapılan tarımsal üretimin yurtiçi taleple sağladığı dengenin verisidir. 

2020 - 2021 döneminde ortalama bitkisel üretimde  yurt içi üretimin talebi karşılama derecesi (yeterlilik derecesi) %97,4 oldu. Toplam tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik derecesi %102,3 (durum buğdayında %259, diğer buğdayda %89,2), yem sanayisi en önemli girdilerini oluşturan arpanın yeterlilik derecesi %97,1 olarak açıklandı. Fakat yem sanayinin bir diğer önemli girdisi olan mısırın yeterlilik derecesi %84,9 olarak açıklanırken soyanın yeterlilik derecesi ise %5,4 olarak gerçekleşti. Soya bu anlamda en çok üretim açığı ve dış bağımlılık gerektiren yem bitkisi olarak görünüyor.

Seçilmiş meyve ürünlerinde ise yeterlilik derecelerimiz şöyle sıralandı; Fındık %552 ile yeterlilik derecesi en yüksek meyvemiz oldu. Fındığı %501 ile İncir ve %397 ile kayısı izledi. 

Bunun haricinde yeterlilik oranı ilk 5’te olan diğer seçilmiş meyvelerimiz ise şunlar oldu;

  • Greyfurt %329,8
  • Mandalina %224,3
  • Limon %220,4
  • Nar %144,9
  • Elma %143,9

Tahıl, sebze ve diğer ürünlerde ise ilginç bazı tablolar karşımıza çıkıyor. Bu alanda seçilmiş tahıllar ve diğer besin öğelerinde ise yeterlilik oranları sıralaması aşağıda paylaşılmıştır.

  • Nohut %122,3
  • Kolza %111,2
  • Patates %106,5
  • Pamuk %103,7
  • Buğday** %102,3
  • Çavdar %100
  • Şeker Pancarı %100

Üretiminde yüksek miktarda eksik bulunan bazı ürünlerin yeterlilik miktarları şöyledir:

  • Arpa %97,1
  • Kuru Fasulye %92
  • Mısır %84,9
  • Pirinç %81,2
  • Kırmızı Mercimek %71,2
  • Ayçiçeği %62,5
  • Yeşil Mercimek %58,7
  • Soya %5,4
  • Yulaf %2,4

Bu ürünler hem mutfağımız için oldukça önemli olan hem de endüstriyel olarak ihtiyaç duyduğumuz hammaddeler olduğu için oldukça ciddi önem arz etmektedir.


Açıklamalar

* TÜİK yeterlilik derecesini şöyle tanımlıyor: Bir bölgenin kullanılabilir üretiminin (iç üretim) o bölgenin talebini ya da yurt içi kullanımını (insan, hayvan ve endüstrinin bütün ihtiyaçlarını) ne ölçüde karşılayacak durumda olduğunu gösterir. Değerin, 100'den küçük olması, üretimin yurtiçi talebi tam olarak karşılayamadığı durumu temsil eder. 100'den büyük olan bir değer, iç ihtiyaçları geçen, ihraç edilebilir ve/veya stoklanabilir miktarların varlığını gösterir.

** Yazıda buğdayla ilgili verilen veri; Durum ve Ekmeklik türlerini kapsamaktadır.

Kaynak

  • Bitkisel Ürün Denge Tabloları, 2020-2021 | TÜİK

5 Maddede Tarımsal Su Kullanımı

1- Tarımsal Su Kullanımı Verileri 

Su, tarımsal üretim için oldukça hayatidir. Dolayısıyla su yokluğu tarım-gıda tedarik zinciri açısından sorun yaratacaktır. Dünya’da ve Türkiye’de suyun sektörel kullanımına bakalım. 

Dünya’da tatlı su kaynaklarının kullanımı grafiğine baktığımız zaman; 2021’in Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) tarafından yayınlanan istatistikleri %69’luk bir oranın Tarım-Gıda, %19 Endüstri ve %12 Evsel Kullanım olarak dağılım gösteriyor. 

Türkiye’de tatlı su kullanımı verileri; %73 Tarım-Gıda, %16 Endüstri ve %11 Evsel Kullanım şeklinde dağılım gösteriyor.

Önümüzdeki günlerde Dünya nüfusunun artışı nedeniyle yaşanacak daha fazla su talebini karşılama noktasında tarıma çok iş düşeceğini burdan anlayabiliriz. Fakat aynı zamanda tarımsal üretimin artması da gerekecek bu durumda su kullanımı çok daha hayati bir noktaya gelecek.

2- Vahşi Sulama Devam Ediyor!

Türkiye’de tatlı su kaynaklarının %73’ünü kullanan tarım-gıda sektörü halen büyük oranda vahşi sulama yapılmaya devam ediyor. 

Veriler üzerinden oranlara bakmak gerekirse; %75 ile %82 oranında vahşi sulama, %1 ile %5 aralığında damla sulama ve %17 ile %20 aralığında ise yağmurlama sulama sistemlerini görüyoruz. 

Veriler üzerinden baktığımız zaman basınçlı sulama sistemlerinin kullanım oranlarının halen oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Değişime ve yeni teknolojilere karşı var olan direncin kırılması için finansman ve bilinçlendirmeye ihtiyacımız var.  

3- Basınçlı Sulama Sistemleri’nin Verime Etkisi Var Mı?

Evet, basınçlı sulama sistemleri ile yapılan tarımsal üretimde verimlilik artıyor. Vahşi sulama ile yapılan tarımsal üretim toprakta bulunan organik maddelerin azalmasına sebebiyet veriyor. Bitkinin ihtiyacından fazla kullanılan su sebebiyle sınırlı olan kaynaklarımızı tüketiyoruz. 

Basınçlı sulama sistemlerinde ise bitkinin ihtiyaç duyduğu kadar suyun bitkiye verilmesini sağlıyoruz. Ayrıca bu yöntemler aracığıyla toprağın organik madde oranını koruduğumuzdan damla sulama gibi sistemlerin kullanılması ile birlikte gübre gibi temel girdilerde tasarruf sağlama imkanı doğuyor.

Damla sulama sistemlerinde su ve gübre, doğrudan bitkilere verilebiliyor. Böylece, iki temel tarımsal girdi de önemli bir tasarruf elde edilebiliyor. Ayrıca, vahşi sulamanın aksine bitkinin ihtiyacı kadar verilen su ve gübre sayesinde toprakların organik madde oranı korunuyor.

4- Basınçlı Sulama Sistemlerinde Yatırım Finansmanı Kaynakları 

Basınçlı sulama sistemleri verimlilik ve doğru kaynak kullanımı için önemli tarımsal teknolojilerin başında geliyor. Vahşi sulamadan basınçlı sulama sistemlerine geçişte çiftçilerin gözünü en çok korkutan engel yatırım maliyetleri gibi duruyor.

Yatırım maliyetlerinin finansmanı noktasında üç seçenek var;

  • Hibe ve Teşvikler 

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı(KKYDP) kapsamında sunduğu hibe ve teşvikler var. Çiftçiler, çağrı dönemlerini takip ederek başvurularını gerçekleştirebilir. 

  • Devlet Sübvansiyonlu Krediler 

Devletin, tarımsal üretimin her alanında Ziraat Bankası eliyle sunduğu hazine sübvansiyonlu krediler var. Basınçlı sulama sistemlerine yapılacak olan yatırımlar için bu kredilerden faydalanılabilir. Detaylı bilgi için Ziraat Bankası’nın şubelerini ziyaret edebilirsiniz.

  • Özel Bankaların Sunduğu Krediler 

Özel bankaların, tarım bankacılığı birimleri gittikçe daha çok sahaya çıkıyorlar. Ülkemizdeki birçok banka tarım sektörüne dair krediler sunuyor. Basınçlı sulama sistemlerine yapılacak yatırımlar için kullanılacak kredilerden  iki örneği bu yazıda sizlerle paylaşmak istedik:  

  • Denizbank ve Netafim Türkiye İş Birliği 

Denizbank ve Netafim Türkiye’nin damla sulama sistemlerine yapılacak olan yatırımlarda kredi kullanımıyla alakalı olarak devam eden iş birlikleri var. Detaylı bilgiyi, Denizbank şubelerinden alabilirsiniz.

  • İş Bankası ve BASUSAD İş Birliği 

İş Bankası ve Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği(BASUSAD) arasında gerçekleşen iş birliği ile modern sulama sistemlerine yapılacak yatırımlara kredi sağlanıyor. BASUSAD üyesi şirketlerin sunduğu modern sulama sistemleri ile yatırımlarını gerçekleştirecek olan çiftçiler bu krediden faydalanabilir. Kredi hakkında bilgi almak için İş Bankası şubeleri ve BASUSAD üyesi şirketler ile iletişime geçebilirsiniz. 

5- Kibele Projekt Ne Yapıyor?

Kibele Projekt, tarımsal üretimin her alanında olduğu gibi su kullanımı konusuna da hassasiyetle eğiliyor. Tarımsal su kullanımı odağında gerçekleştirdiğimiz iki çalışmayı aşağıda sizlerle paylaşmak istiyoruz:

  • Softtech Ventures kurum içi girişimi İmeceMobil’in talebiyle yayına hazırladığımız “Tarımda Su Kullanımı ve Kaynakların Verimliliği” raporunu bu link aracılığıyla okuyabilirsiniz;
  • Sektörün ortak akıl platformu Agriculture Talks’ta yeni dönemde tarımsal su kullanımı konuşuluyor. Damla sulama sistemleri konusunda ülkemizin öncü markalarından Netafim Türkiye’nin ana sponsorluğunda suyun geleceği konuşuluyor. 12 Şubat’ta başlayan etkinlik; 22 Mart Dünya Su Günü’nde kapanış gerçekleştirdi. 12 Şubat'tan bugüne gerçekleşen panelleri izlemek için;

 


Rusya-Ukrayna Savaşının Tarım Sektörüne Etkileri

Ülkemiz etrafında yaşanan jeopolitik gerginlikler genellikle geçmişten günümüze enerji ekseninde değerlendirilir. Fakat özellikle son yıllarda Türkiye’de yaşanan üretim düşüşleri ve gözle görünür şekilde öne çıkan ithalat politikaları nedeniyle Türkiye tıpkı enerjide olduğu gibi tarım sektöründe de dışa bağımlı ülke statüsünde değerlendirebilecek bir ülkedir.

Aslında tarihsel olarak özellikle hububat konusunda geçmişte de Rusya ile ithalat ilişkimiz güçlü idi. Zira bugün Rusya sınırları dahilinde bulunan “Kırım” Osmanlı döneminde de İstanbul’un zahire ihtiyacını karşılayan önemli bir merkezdir. Fakat cumhuriyetle birlikte daha çok tarımda üretime önem veren ve kendi kendine yetebilmeyi hedefleyen Türkiye son dönemde tekrar ithalat merkezli politikalara dönüş yapmıştır. “Paramız var alıyoruz” tavrı ile desteklenen bu politikalar, ülkemizde girdi maliyetlerinin artışı nedeniyle sürdürülemez hale gelen üretim ile birlikte düşünülünce büyük bir riskin zemini hazırlanmaktadır. Geçtiğimiz sene yaşadığımız kuraklığın etkisi de bu tabloya eklendiğinde tarımsal üretimde çok ciddi bir verim kaybı yaşanmıştır. Özellikle hububat gibi oldukça stratejik ürünlerde ciddi bir üretim kaybımız mevcuttur. TÜİK verilerine göre 2021 yılındaki hububat üretim kayıplarımızı aşağıdaki tabloda inceleyebilirsiniz.

Uluslararası krizler sadece enerji yönünden değerlendirilmemeli, olası riskler içerisinde tarım sektörü de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu yaşananlar sonucu tüm dünya tekrar tarımsal üretimi önemli bir noktaya koymuş ve üretimi artırmaya yönelik politikalar izlemeye başlamıştır. Bununla beraber pandemi döneminde kritik ürünlerin ihracatı için konulan kotalar ve yasaklar da dünyanın şahit olduğu bu önemli noktayı işaret etmektedir.

Son günlerde sıkça konuşulan Ukrayna-Rusya krizini bu bağlamda değerlendirmek gerekirse ortada çok büyük bir risk mevcuttur. Türkiye Rusya’dan tarım ürünü ithal eden ilk beş ülkeden birisidir. Rusya Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre Rusya’nın 2021 yılındaki toplam tarımsal ihracatı 36,2 milyar USD, Türkiye’nin Rusya’dan ithalatı ise 4.4 milyar USD’dir. Ukrayna Tarımsal Politikalar ve Gıda Bakanlığı’nın verilerine göre ise Türkiye’nin Ukrayna’dan ithalatı 1,6 milyar dolardır. Yani her iki ülke ile de ciddi miktarda tarımsal alışverişimiz bulunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. TÜİK'e göre ülkemizin buğday ithalatının yüzde 86’sı Rusya’dan gerçekleştirilmiştir. Bu ithalatların en çok konusu olan ürünler ise buğday, arpa, soya, ayçiçeği, mısır ve nohut  gibi oldukça stratejik ürünlerdir. Yani aslında tarım sektörü açısından bakacak olursak ülkemiz için bu savaş büyük bir risktir.

Tarım üretimi konusunda yaşanan kriz ise derinleşmektedir. Ülkemizde yaşanan kur krizi dolarize olmuş girdi maliyetlerini yükseltmiş, geçen yıl yaşanan kuraklık sonrası üretim düşüşü çiftçiyi hali hazırda yeterince zorlamış ve çiftçinin borçluluk oranı artmıştır. Bunun üzerine gübre fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle çiftçiler daha az gübre kullanarak yahut gübre kullanmadan ekim yapmıştır. [1] Bunun da daha çok verim ve rekolte kaybına neden olacağı öngörülmektedir. Bununla beraber enerji maliyetlerinin artması da üretimi zorlaştırmıştır. Mazot fiyatları yalnızca Kasım ayından bu yazının yazıldığı tarih olan Şubat 2022’ye kadar buğday ambarı olarak bilinen Konya’da 8,34 TL’den 15,73 TL’ye çıkmıştır. (Opet.com, 2022) Bu da çiftçiyi zora sokan bir başka girdidir. Tarla ile ilgili her işte kullanılan traktör ve diğer tarımsal aletler mazotla çalışmaktadır. Su maliyeti de artmıştır. Sulama birlikleri su temin maliyetlerine zam yaparken, özellikle elektrik maliyetlerinin artışı kendi sulama tertibatı olan çiftçiye ek sulama maliyeti getirmektedir. Belediyelerin de elektrik nedeniyle yaptığı bu tip su zamları yine karşımıza çıkacak bir diğer sorun olacaktır. Bütün bunların üretimde gözle görülür bir düşüşe neden olacağını tahmin etmek zor değildir.

Peki bu durumdaki risk nedir? Olası bir savaş durumunda, Batı blokunun saldırgan taraf olan Rusya’ya karşı ambargo uygulaması beklenmektedir. Bu durum gerçekleşirse Türkiye’nin hububat konusunda gıda güvencesinin ortadan kalkma riskini düşünmek durumundayız. Bu durum hem enerji krizini tetikleyecek ve çiftçinin girdi maliyetlerini arttıracak, hem de dünyadaki hububat fiyatlarını çok yükseltecek bir gelişme olacaktır. Ali Ekber Yıldırım’ın 23 Şubat 2022 tarihli  Dünya Gazetesinde yazmış olduğu yazıdan verileri doğrudan aktaralım.

“Rusya, Ukrayna ve Kazakistan'ı içine alan "Karadeniz Bölgesi" dünya tahıl üretimi ve ihracatında çok büyük öneme sahip. Bazı ürünlerde iki ülkenin payı dikkate alındığında dünya ticaretinde dengeleri değiştirecek güce sahip.

Dünya buğday ihracatı ortalama 200 milyon ton. Bu ihracatın yaklaşık yüzde 30'u, 60 milyon tonu Rusya ve Ukrayna tarafından gerçekleştiriliyor. Ayçiçeği tohumu ihracatının yüzde 32'sine denk gelen 1 milyon 250 bin tonunu, mısır ihracatının yüzde 19’u olan 38 milyon tonunu, arpa ihracatının yüzde 31’ini oluşturan 10 milyon 500 bin tonunu Rusya ve Ukrayna gerçekleştiriyor.

Toplamda 120 milyon tonu aşan hububat ihracatı ile dünya piyasalarını etkileyecek bir bölge burası. Bu nedenle buradaki bir olumsuzluk dünya piyasalarını doğrudan etkileyecektir. En nemli risk dünya buğday, arpa, mısır, ayçiçeği fiyatlarının artmasına yol açabilir. Bu ürünlerin hepsinde ithalatçı olan Türkiye'nin ithalat faturası kabaracaktır.”

Ali Ekber Yıldırım gibi duayen bir gazetecinin işaret ettiği bu konu oldukça büyük bir riski doğurmaktadır. Bu yılın üretimindeki sorunların çözümü konusunda çoktan geri dönülmez noktaya geldiğimiz şu günlerde bir de ithalat konusunda oldukça önemli bir kaynağımızın olduğu bölgede topyekun bir savaş riski nedeniyle ulusal gıda güvencemiz oldukça büyük bir riskle karşı karşıyadır. Oluşan bu duruma ülkemizdeki ithalat artışı ve buğday üretimindeki düşüşü miktar olarak göz önüne alarak tekrar gözden geçirelim.

Yaşanan bu kriz gıda enflasyonu ile hali hazırda mücadele etmekte olan ülkemiz için çok daha sıkıntılı günlerin geleceğine dair bir işaret olarak görülmelidir. Bu sene bu zorluğu yaşayacak olsak da en azından gelecekteki yıllar için daha üretim odaklı politikalar izlemek adına bu yaşanan süreç bir ders olarak görülmelidir. Yine de bu acı fatura ve bedeli bu rakamlar göz önüne alındığında çok yıkıcı olacaktır. Geçtiğimiz aylarda şahsi olarak başladığım “Gidİşin Aslı” adlı podcast serisinde “Ekmek 30 lira olacak mı?” diye bir soru sormuştum. Üzülerek ifade etmeliyim ki bu kriz daha ciddi bir savaşa dönüşürse belki de benim podcast ilgi çekip dikkat çeksin diye attığım bu başlık iyimser dahi kalabilir.

Elbette ki bu yazıyı kaleme almaktaki asıl derdim, gıda güvencesinin önemini vurgulamak ve uluslararası bir krizi tarım sektörü açısından yorumlamaktır. Derdim siz değerli okuyucuda bir panik havası yaratmak yahut bana sıkça ithamda bulunulduğu gibi “felaket tellalı” olmak değildir. Dün (24.02.2025 itibariyle) başlayan sıcak savaşın nihayetinde Rusya'nın hububat arzında kısıtlama olması mümkün olduğu gibi, işgalci Rusya'ya uygulanabilecek ambargolar sonucunda da bu sonuçlar oluşabilir.

Hasan Turunçkapı, Kibele Projekt Kurucu Ortağı

hasan.turunckapi@kibeleprojekt.com


Dipnot

[1] Bu veri resmi bir rakam değildir. Çiftçilerin ve bazı üretim birliklerinin basın yoluyla beyanı esas alınmıştır.

Kaynakça

Opet.com, W. (2022, 02 23). Opet Fiyat Arşivi. Opet.com’dan alınmıştır. https://www.opet.com.tr/akaryakit-fiyatlari-arsivi

Yıldırım, A. E. (2022, 02 23). Tarım Dünyasından. Dünya Gazetesi web sitesinden alınmıştır: https://www.dunya.com/kose-yazisi/rusya-ukrayna-krizinin-tarima-etkileri/649720

Yasal Uyarı 

Bu makalede dayalı herhangi bir işlem yapılması tarafımızdan öngörülen bir husus değildir. Bu makalede yer alan görüşler sadece yazarın güncel görüşleridir. Makalede yer alan görüşlerin bir kısmı veya tamamı Kibele Projekt'in kurumsal görüşlerini yansıtmayabilir. 


Suyun Geleceği Bülteni #2

Merhaba; Agriculture Talks’ta 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında suyun geleceği konuşulacak. Şubat ayının ilk haftasında sizlerle paylaştığımız etkinlik bülteninin ikincisini beğeninize sunuyoruz.

Read more


Agriculture Talks: Suyun Geleceği

Tarım-Gıda ve Su Sektörlerinin Ortak Akıl Platformu Agriculture Talks’un yeni dönemi başlıyor. Sulama teknolojilerinde dünyanın ve ülkemizin öncü markalarından Netafim Türkiye’nin Ana Sponsorluğunda sizleri “Suyun Geleceği”ni konuşmaya davet ediyoruz.

22 Mart Dünya Su Günü’ne özel olarak tasarlanmış etkinlik programıyla tarımsal su kullanımının birçok boyutunu ele alacağız. Agriculture Talks, 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında “Suyun Geleceği” temasıyla çevrimiçi olarak gerçekleşecek.

Suyun Geleceği’ni konuşmak için hemen şimdi kaydınızı gerçekleştirin. Etkinlik programı önümüzdeki günlerde web sitesi ve sosyal medya kanallarından açıklanacaktır.

İklim Krizi’nin etkileri her geçen gün hayatımızı rehin almaya devam ediyor. Geride bıraktığımız 2021 yılı geçirdiğimiz en normal mevsimsel olayları yaşamış olabilir. Kuraklık ve olağanüstü mevsimsel olaylar gelecek yıllarımızın yeni normali olacak. Gelecek nesillere iyi bir dünya bırakabilmek için hemen bugün hayatın birçok alanını iklime uyumlu hale getirmeliyiz.

Dünyada tatlı su kaynaklarının; %71’i tarım, %18 sanayi ve %11’i evsel kullanımdadır. Ülkemizde ise; %73 tarım, %16 sanayi ve %11 evsel kullanım şeklinde dağılım gösteriyor.

Tatlı su kaynaklarının çoğunluğunu kullanan tarım sektöründe verimliliği artırmamız gerekiyor. Teknoloji kullanımı ve damla sulama sistemlerine yapılacak olan yatırımlar ile daha iyi bir gelecek yaratabiliriz.

Etkinlik günüyle ilgili detaylar kaydınızı oluşturduğunuz mail adresinize iletilecektir. 

Etkinliğe dair sorularınız için tıklayın.

Kibele Projekt, "web sitesi" aracılığıyla toplanan verilerin; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde işleyeceğini ve gizliliğini sağlayacağını tahüt eder. KVKK ve Gizlilik Politikamızı okumak için tıklayın.


Suyun Geleceği Bülteni #1 | Tarımsal Su Kullanımına Giriş

Merhaba; Agriculture Talks’ta 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında suyun geleceği konuşulacak. Alanında uzman konuklarımızın sizlerle buluşacağı bu etkinlik serisi süresinde sizlerle belirli aralıklarla mail bültenlerinde tarımsal su kullanımını ele alacağız.

Tarımsal Su Kullanımına Giriş;

Dünyada su konusu genel olarak iklim krizi, artan nüfus ve benzeri sebepler ile önem kazanan bir sorun haline gelmektedir. Su eksikliği olarak tanımlayabileceğimiz su stresi sorunu  ciddi planlamalar gerektirmektedir.

Ülkemiz su ile ilgili sorunları genelde büyük şehirlerimizin barajlarında su olmadığı dönemde ciddi bir şekilde gündemine almaktadır. Fakat özellikle geçtiğimiz senelerde  çokça konuşulmaya başlayan tarımsal kuraklık ve denizlerimizdeki bilinen adıyla müsilaj bilimsel karşılığıyla “nitrat kirliliği” gibi olaylar nedeniyle daha popüler bir  gündem maddesi haline gelmiştir.

Dünyada tatlı su kaynaklarının %71’i, ülkemizde ise %73’ü tarım sektöründe kullanılmaktadır. Ülkemizde tarımsal üretim halen büyük oranda vahşi sulama olarak tabir edilen oldukça israfa sebep olan salma sulama ile yapılmaktadır. Türkiye her ne kadar şu an çok ciddi bir su sorunu yaşamasa da bu tip israflar nedeniyle sorun her geçen gün derinleşmektedir. İklim krizinin etkilerini yoğun bir şekilde hissettiğimiz bu dönemde teknoloji kullanımı ve damla sulama yatırımları ile verimliliği arttırabiliriz. 

Bu bültende; şeker pancarı üretimde sulama ve hibe-teşvikler konusunu ele alacağız.

Şeker Pancarı Üretiminde Damla Sulama Kullanımı;

Şeker pancarı dolayısıyla şeker üretimi ülkeler için oldukça stratejiktir. Fakat son yıllarda şeker pancarı üretimi ülkemizde hak ettiği değeri kaybetmiş durumdadır. Pandemi süreciyle günlük hayatta daha fazla ihtiyaç duyduğumuz ethanol bazlı dezenfektan ve benzeri ürünlerin hammaddesi olan şeker pancarının üretim artıkları da hayvancılık sektöründe kullanılmaktadır. Bu yüzden aslında şeker pancarı üretimi tekrar konuşulmaya ve önemli hale gelmeye başlamıştır. 

Şeker pancarı su sever bir bitkidir. Üretimi döneminde düzenli bir sulama ihtiyacı mevcuttur. Pancarın su isteği, toplam 700 ile 800 mm’dir. Her sulama ile yaklaşık 100–130 mm su verilmektedir. Suyu her ne kadar seven bir bitki de olsa pancarın su ihtiyacı düzenli ölçülmeli ve su israfından kaçınılmalıdır. Sulama zamanını tansiyometre kullanılarak tespit edilebilir veya şeker pancarında gündüzleri tarlaya serilen (bayılan) yapraklar akşam ayağa kalkmıyor yani normal dikliğini almıyorsa, pratik olarak sulamanın geldiği anlaşılır. İlk suyun mümkün olduğunca geç verilmesi, pancar kökünün gelişmesine yardımcı olur. Dolayısıyla kök gelişmesi derinlerde teşekkül eder ve neticede iyi kök şekline sahip, yüksek verimli ve kaliteli pancar elde edilir.

Şeker pancarı üretiminde damla sulama teknolojilerinin kullanımı verimliliğe ve tasarrufa ciddi katkı sağlar. Uygulanabilecek olan teknolojileri ikiye ayırabiliriz. Bunlardan birincisi toprak üstü damla sulama sistemi, diğer yöntem ise toprak altı damla sulama sistemleridir.

Netafim’in geliştirdiği damla sulama teknolojileri ile üretim yapılması durumunda yağmurlama sistemlere göre %15 ile %30 arasında verim artışı  elde edilir. Damla sulamada, su doğrudan şeker pancarının kök bölgesine verilir. Kullanılan bu yöntem ile yağmurlama sistemlerine göre su ve enerji kullanımında %40 ile %50 arasında tasarruf sağlar. Damla sulama sistemleri ile yapılan bitki besleme uygulamaları ile toprağın ihtiyacı duyduğu miktarda kullanılarak verimlilik üst seviyeye çıkarılır.

Basınçlı Sulama Sistemlerinde Hibe ve Teşvik Var Mı?

Kırsal Kalkınmayı Destekleme Programı (KKYDP) kapsamında modern basınçlı sulama sistemlerine hibe ve teşvikler verilmektedir. Resmi Gazete’de; 25 Şubat 2021 tarihli ve 31406 sayılı kırsal kalkınma destekleri kapsamında bireysel sulama sistemlerinin desteklenmesi hakkında tebliğ yayınlanmıştır. Bu tebliğ ile 2022 yılı sulama yatırımı detayları belirlendi ve 10 Ocak ile 28 Şubat tarihleri arasında başvurular kabul edilmeye başlanmıştır. Bireysel sulama desteklerinden gerçek(ÇKS kaydı şartı ile) veya tüzel kişiler başvurabilir. 

Başvuru sahibi birden fazla parsel veya yatırım konusu için başvurabilir. Birden fazla parsel için müracaat olması durumunda her bir parsel için ayrı ayrı proje ve keşif hazırlanacak, bu keşifler bir icmal ile birleştirilerek başvuru bütçesi oluşturulmaktadır. Projeye esas mal alım tutarı 1.000.000 TL’ye kadar olan projelere %50 hibe desteği(KDV hariç) sağlanmaktadır.

Hibe-Teşvik konuları ise; 

1- Tarla içi damla sulama sistemi kurulması,

2- Tarla içi yağmurlama sulama sistemi kurulması,

3- Tarla içi mikro yağmurlama sulama sistemi kurulması,

4- Tarla içi yüzey altı damla sulama sistemi kurulması,

5- Lineer veya Center Pivot sulama sistemi kurulması,

6- Tamburlu sulama sistemi kurulması,

7- Güneş enerjili sulama sistemleri kurulması,

KKYDP kapsamında bireysel sulama sistemleri desteklerinden faydalanmak isteyenlerin 28 Şubat tarihine kadar Tarım ve Orman Bakanlığı’nın il müdürlüklerine başvuruda bulunabilir.


Netafim Türkiye’nin ana sponsorluğunda 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında tarımsal su kullanımının birçok boyutunu Agriculture Talks’ta ele alacağız. Sizde; tarımsal su kullanımı konusunda doğru bilgilere ulaşmak istiyorsanız hemen şimdi biletinizi almayı unutmayın! Biletinizi almak için görseli tıklamanız ve sitemiz üzerinden kayıt olmanız yeterli olacaktır.


Agriculture Talks’ta Suyun Geleceği Konuşulacak

Agriculture Talks’ta tarımsal su kullanımının farklı boyutları Netafim Türkiye ana sponsorluğunda 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında konuşulacak. 

Dünyada tatlı su kaynaklarının %71’ini ve ülkemizde %73’ünü kullanan tarımsal üretimin su kullanımı boyutu etkinlikte ele alınacak. Etkinlikle alakalı olarak Netafim Türkiye Genel Müdürü Pınar Parmaksız ve Kibele Projekt Yönetici Ortağı Ali Üstündağ’ın görüşlerine başvurduk.

Suyun Geleceği İçin Damla Sulama Sistemlerine Yatırım Şart

Netafim Türkiye Genel Müdürü Pınar Parmaksız, iklim krizinin tarım sektörü için ciddi riskler barındırdığını ve buna çözüm üretme inisiyatifinin sektör paydaşlarında olduğunu belirtti. Tarımsal üretimin en önemli girdisinin su olduğunu ve halen büyük çoğunlukla vahşi sulama yapıldığını belirten Parmaksız, suyun geleceği için damla sulama yatırımlarının artması gerektiğini vurguladı. Sektörün daima doğru bilgiye ihtiyaç duyduğunu belirten Parmaksız, Agriculture Talks’un sektörün bu ihtiyacına yanıt verdiğini ve Netafim Türkiye olarak ana sponsor olmanın memnuniyetini yaşadıklarını dile getirdi.

Tarımsal Sulamanın Sorunları ve Çözüm Öneriler Konuşulacak

Kibele Projekt Yönetici Ortağı Ali Üstündağ ise 2020 yılından beri gerçekleştirdikleri Agriculture Talks’un sektörün sorunlarının ve çözüm önerilerinin konuşulduğu bir ortak akıl platformu olduğunu vurguladı. Geride kalan iki yıl içerisinde 6 etkinliğin gerçekleştiğini aktaran Üstündağ, 30 saate yakın bir arşiv kaydının herkese açık olduğunu belirtti. Tarım sektörünün en çok sorun barındıran alanının su kullanımı olduğunu söyleyen Üstündağ, çözüm yollarının konuşulması gerektiğini dile getirdi. 

Etkinliğin çevrimiçi olarak 12 Şubat ile 22 Mart tarihleri arasında gerçekleşeceğini belirten Üstündağ, suyun geleceğine dair birçok konunun ele alınacağını vurguladı. Üstündağ, suyun geleceği temasıyla gerçekleşecek olan Agriculture Talks’u takip etmek isteyenlerin Kibele Projekt ve Netafim Türkiye’nin dijital kanallarından ücretsiz olarak kayıtlarını oluşturabileceğini aktardı.

Etkinliğe Kaydınızı Oluşturmak İçin;


Ceviz Yetiştiriciliği Eğitimi - Ocak 2022

Eğitimin Amacı:

Ceviz yetiştiriciliği eğitimin temel amaç, yeni bahçe kurmak isteyen yatırımcılar için yatırım için yatırım öncesi gerekli bilgileri sağlamaktır. Bununla birlikte yatırım sonrasında neler olacağını süreçlerin nasıl işlediğini yatırımcı adayına aktararak geleceği konusunda emin olmaktır.

Program:

1. Gün (Teorik)

Ceviz Yetiştiriciliğine Giriş
Ceviz Yetiştiriciliği Hızlandırıcı Seçilmesi
Dikim öncesi Toprak Hazırlığı
Çeşit Ve Tozlayıcı Seçimi
Fidan Dikimi Ve Dikimde Önemli Hususlar
Ceviz Su İhtiyacı Ve Sulama Sistemi Kurulumu
Sulama Ve Gübreleme Programı
Ceviz Üretimin de Budamanın Gelişim Üzerine Etkisi
Ceviz Hastalık Ve Zararlıları
Ceviz Hasadı Ve Hasat Sonrası Yıkama / Kurutma / Paketleme İşlemleri
Ceviz Bahçesinde Ara Tarım Olarak Yapılabilecek Üretim Metotları
Ceviz Bahçesi Kurulum Fizibilitesi

2. Gün ( Saha Ziyareti ) ( Tekirdağ/Edirne )

İlk Gün Teorik Olarak Anlatılan Konuların Ceviz Bahçesinde Uygulamalı Olarak İncelenmesi
Sulama Sistemi Ve Gübreleme Ekipmanlarının İncelenmesi
Ceviz Yetiştiriciliğinde Kullanılan Tarımsal Ekipmanların İncelenmesi

Eğitim Kazanımları:

  • Ceviz yatırımın zorlukları ve fırsatları ile tanışmak
  • Ceviz yatırımının aşamalarını öğrenmek
  • Ceviz bahçesinde gezerek ortamın nasıl olduğunu tesisleri gözlemlemek
  • Cevizin katma değerli yanına göz atmak

Erken Kayıt Dönemi İndirim Oranları ve Şartlar

İndirim Grubu İndirim Oranı
Bireysel Katılım %7
Grup Katılım %15

 

-      Belirlenen indirim oranları eğitimin liste fiyatı( 1.475,00) üzerinden uygulanarak gerçekleştirilir.

-      İndirim kampanyaları birleştirilemez veya birlikte kullanılamaz.

-      Erken kayıt dönemi indirimlerinden faydalanmak için Ocak ayının ikinci haftasına kadar ön kayıt ödemesinin gerçekleştirilmesi gerekiyor.

-      Grup indiriminden faydalanabilmek için 3 kişi ve üstü katılım gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Üç kişi ve üstü katılım olmadığı sürece bireysel katılım indiriminden faydalanılabilir.

-      Erken kayıt dönemi kapsamında; bireysel katılım ve grup katılım indirimlerinden faydalanmak isteyen katılımcıların eğitim ücretinin 300 TL’lik kısmını ön kayıt ödemesi olarak Havale-EFT gerçekleştirmesi şarttır. Ön kayıt ödemesi sonrasında eğitim ücretinin geri kalan kısmı katılımcının tercihine göre; Havale-EFT veya Sanal Pos ile gerçekleştirilebilir.

-      İndirimler hakkında sorularınız için 0850 441 0157 numaralı telefondan Kibele Projekt İletişim Merkezi ile görüşebilirsiniz.

-      NÜ Sürekli Eğitim Merkezi ortaklığında gerçekleştirilen eğitimler için yapılacak olan eğitim ödemeleri; NÜ Sürekli Eğitim Merkezi'ne yapılacaktır.

-      Kibele Projekt ve Nişantaşı Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi bu kampanya ile ilgili değişiklik ve/veya iptal haklarını saklı tutar.


Artıları Ve Eksileri İle Sözleşmeli Tarım

Sözleşmeli Tarım'ın Artıları

Tarım sektöründe en yaygın sorunlardan birisi fiyatların belirsizliğidir. Hem girdi tarafında hem de ürünlerin satışı noktasında belirsiz olan fiyatlar üreticileri zora sokmaktadır. Özellikle pandemi döneminde yaşanan belirsizliklerle birlikte çözüm arayışı noktasında sözleşmeli tarımın ön plana çıkmasını sağladı. Modeli en basit şekilde tanımlamak gerekirse; çiftçi ve sanayici arasında imzalanan bir anlaşma ile alım garantisi ve belirli bir satın alma fiyatının olduğu yapıdır. 

Bu model gerek ülkemizde gerekse dünyada uygulanan bir modeldir. Ülkemizde sözleşmeli tarım konuda öncü olarak şeker pancarı üretimini gösterebiliriz. Alpulu ve Uşak Şeker Fabrikası’nın açıldığı 1926 yılından bu yana şeker pancarı üretimi sözleşmeli üretim çerçevesinde yapılıyor. Çiftçi pancarı üretiyor ve sözleşme yaptığı fabrikaya teslim ediyor. Şeker Yasasının yürürlüğe girdiği 2001 yılından bu yana belirlenen kotalar çerçevesinde üretim yapılıyor. Hem özel sektör hem de kamuya ait fabrikalar bu çerçevede üreticiye bazı girdileri temin ediyor, avans ödüyor, çiftçi ürettiği pancarı teslim edince borcu düşüldükten sonra çiftçiye ödeme yapılıyor. Pancar alım fiyatını devlet açıklıyor.

Bunun yanı sıra kanatlı sektörü içinde de oldukça yaygın bir üretim modelidir. Tavuk yetiştiricileri ve büyük üretim firmaları birbirleriyle sözleşme çerçevesinde yaygın biçimde çalışmaktadır. Sözleşme çerçevesinde, yetiştiricilere civciv, yem, aşı ve ilaç gibi ana ürünler veriliyor. Yetiştirici aldığı girdilerle uygun koşullarda, belirlenen sürede civcivleri büyüttükten sonra, kesime gelen civcivler firma tarafından satın alınıyor. Sözleşme çerçevesinde firma tarafından, yetiştiriciye kilo başına veya belirlenen kriterlere göre bir ödeme yapılıyor.

Sözleşmeli üretimin en yaygın olduğu alanlardan birisi de salçalık domates yetiştiriciliğidir. Fakat burada son dönemde bazı sıkıntılar yaşanmaktadır. Sözleşmeler çiğnenmekte ve fiyat oldukça belirleyici bir konumda bulunmaktadır. Bu konudaki sıkıntılar ilerleyen bölümde işlenecektir. 

Bütün bunların yanı sıra tütün üretimi de sözleşmeli olarak yürütülen bir diğer tarımsal üründür. Fakat burada bir zaruret mevcuttur. Çünkü bu sözleşmeli tarım kültürü piyasaya 9 Ocak 2002’de çıkan tütün yasası nedeniyle girmiştir. Bu noktada özellikle geçtiğimiz dönemde sözleşmesiz yani kaçak üretim yapan çiftçilerin itirazları görülmektedir. Bu çiftçilerin bu üretimi bu şekilde yürütmesinin nedeni ise sigara firmalarıyla anlaşmaması sebebiyle yaşanmaktadır. Günümüzde sigara firmalarının anlaşma sağlamadığı tütün üreticilerinin tütün üretimi bahsi geçen yasa ile yasaklandığından sorunlar çıkmaktadır.

Endüstriyel hammadde pazarında bir diğer sözleşmeli üretimin yapıldığı alan ise hem yağ hem de enerji endüstrisinde kullanılmakta olan kanola-aspir gibi yağlı tohumlardır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararı ile 1 Ocak 2008 itibariyle motorinde binde 5 oranında biyodizelin harmanlanması zorunlu hale getirildikten sonra biyodizel üreticileri üretim için çiftçilerle sözleşme imzalamaya yöneldi. Yasa gereği biyodizel yalnızca yerli hammadde ile üretebilir. Bu çerçevede enerji üreten firmalar hammadde temini için üreticilerle kanola, aspir gibi ürünlerde sözleşmeli olarak çalışmaktadır. Burada çok fazla sorun çıkmamaktadır. Zira enerji piyasası kendi ürününü fiyatlama bağımsızlığına sahip olduğu için, üretici bu anlaşmadan memnun kalabilmektedir.

Son dönemde sözleşmeli tarımsal üretimin bir diğer yaygınlaşma noktası ise zincir marketler karşımıza çıkıyor. Zincir marketlerin sözleşmeli üretime yönelmesinin temelinde de hal sisteminin sorunlu yapısından kaynaklanıyor. Bir diğer etken ise daha sürdürülebilir ve sistematik bir şekilde bu ürünlere erişme isteğidir. Marketler bu yolla üreticiden doğrudan ürün aldıklarından fiyat konusunda sıkıntı yaşamamaktadır. Ayrıca yaptıkları bu uygulamayı bir adım ileriye taşıyan bazı zincir marketler iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını da bu yolla finanse etmektedirler. Zincir marketlerin, sözleşmeli tarım modeline yönelmesi çiftçi için fayda sağlayan bir model olarak karşımızda duruyor. Çiftçi için daha öngörülebilir ve sürdürülebilir üretime giden yolu açıyor. Tüketicin ise sağlıklı gıdayı daha daha adil fiyatlara erişmesini sağlıyor.

Sözleşmeli Üretimin Sorunları 

Geçtiğimiz üretim yıllarında çiftçiler ve sanayiciler arasında 55 kuruş ile 70-80 kuruş bandında anlaşma sağlandı. İlgili üretim yılında verimin öngörülenden yüksek olmasıyla birlikte domatesin tarla çıkış fiyatı kilogram başına 30-35 kuruş bandına düştü. Bazı sanayiciler bu durumu bir fırsata çevirerek daha düşük kilogram fiyatlarıyla temin yoluna yöneldiler. Olmaması gereken bu durum sebebiyle kilogramı 45 kuruşa mal olan ve sözleşmesi olan çiftçiler ortada kaldılar.

Bunun bir benzeri durumda patates cipsi üreticisi firma ve sözleşme imzaladığı çiftçiler arasında yaşandı. Üretim yılında verim beklenenin altında gerçekleşti. Verimin düşük olması ve çiftçinin ürettiği patatesin piyasada daha yüksek fiyatlanmasına neden oldu. Çiftçi ürettiği patatesi piyasaya vererek daha fazla kazanç elde etmek için imzaladığı sözleşmeyi çiğnedi. Bu durum o yıl patates cipsi üreticisini zora soktu.

Sözleşmeli tarım artıları olmakla birlikte sorunları olan bir model olarak karşımızda duruyor. Bu sorunların en başında da sözleşmelerin bozulmasının caydırıcı yaptırımlarının olmaması geliyor. Bu sorunları çözmesi gereken, Tarım ve Orman Bakanlığı ise maalesef sürecin içerisinde aktif rol almadığını görüyoruz. Yasal süreçlerini ve regülasyon sorunlarını çözmek için taraflar ile görüşerek sağlıklı bir model oluşturulması için bakanlığın daha aktif bir şekilde rol alması gerekiyor.

Sözleşmeli Üretim Modelindeki Fırsatlar 

Yazının başında da belirttiğimiz gibi bu sözleşmeli üretim modeli üreticiye fayda sağlayan bir model olarak karşımıza çıkıyor. Zira sözleşmeli tarım modelinde üretici, o üretim yılında elde ettiği ürünü kaça satacağını biliyor. Bu durumda öngörülebilir bir tarımsal üretim için en hayati noktayı oluşturuyor.

Sözleşmeli tarım, horeka grubu işletmeler için değerli bir çözüm modeli olarak önümüzde duruyor. Türkiye gibi enflasyonun yüksek seyir halinde olduğu ülkelerde tedarikte öngörülebilirliğin sağlanması açısından fayda sağlar.

Ülkemizde çiftçilerimizin finansal okur yazarlığı oldukça zayıf bu yüzden dalgalanmalar, fiyatlardaki oynamalar, çiftçimizi çok fazla etki ediyor. Yapacağı üretim miktarını bilen ve bunun satış fiyatını öngören çiftçinin girdi maliyetlerini erken ayarlayarak olası dalgalanmalardan kendini koruma ihtimali artıyor. Güvenli üretim sürdürülebilirliği de beraberinde getiriyor. Bu yüzden sözleşmeli tarımda var olan sorunların hızlı bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Tabii sorunların çözümleri üzerinde mesai harcanırken, sözleşmeli tarımın yaygınlaşması içinde ciddi bir mesai harcamamız gerekiyor.


Yasal Uyarı

Bu yazı, Kibele Projekt ekibi tarafından kaleme alınmıştır. Yazı yayına hazırlanırken güncel kaynaklardan faydalanılmıştır. Yazıda ifade edilen görüşlerin bir kısmı veya tamamı Kibele Projekt'in kurumsal görüşlerini yansıtmayabilir.


Lisanslı Depoculuk Destekleri Açıklandı!

Lisanslı Depoculuk Destekleri Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı, lisanslı depoculuk destekleri ile ilgili tutarları belirledi. Resmi Gazete’de bugün yayımlanan tebliğ ile yürürlüğe girdi. 

Tebliğe göre; lisanslı depolarda muhafaza edilen buğday, arpa, çavdar, yulaf, mısır, çeltik, pirinç, mercimek, nohut, fasulye, ayçiçeği, soya fasulyesi, pamuk, fındık, kuru kayısı, Antep fıstığı, kuru üzüm, zeytin ve zeytinyağı ürünleri için Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) ve Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi (TÜKAS) kayıtlı üretici ve üretici örgütlerine kira, nakliye, analiz ücreti destekleme ödemesi yapılacak.

 

Bu yılın üretim sezonuna ait; kira, nakliye ve analiz desteği için başvurular 1 Ekim 2021 ile 30 Haziran 2022 arasında başvuru sahipleri tarafından il ve ilçe müdürlüklerine yapılabilecek. Lisanslı depoculuk desteklemelerinden faydalanmak isteyen üretici veya üretici örgütlerinin öncelikle ‘kira desteği’ne başvurması gerekiyor. Kira desteği talep etmeyen üretici ve üretici örgütleri; nakliye ve analiz desteğinden faydalanamayacak. Verilecek olan destekleme ödemeleri kamu kaynağı olduğu için hak sahibinin hesabına aktarılmadan önce; haciz, icra, temlik ve benzeri işlemler uygulanmayacak. 

Lisanslı Depolarda Muhafaza Edilen Tarımsal Ürünler İçin Destekleme Ödemesi Yapılması Hakkında Tebliği’nin detaylarını incelemek için tıklayın.


Lisanslı Depoculuk Nedir?

Depolamaya uygun nitelikte ve standardize edilebilmesi mümkün olan tarım ürünlerinin sınıf ve kalitelerinin yetkili sınıflandırıcı olarak isimlendirilen laboratuvarlarda belirlenmesini, modern altyapıya sahip sağlıklı ortamlarda depolanmasını sağlayan sistemdir. Bu ürünlerin ticaretinin ürünün mülkiyetini temsil eden ürün senetleri vasıtasıyla; uluslararası alanda da faaliyet gösterebilecek nitelikteki ürün ihtisas borsasında yapılmasını öngören bir sistemdir.

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Nedir?

Çiftçi Kayıt Sistemi(ÇKS), Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından oluşturulan çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanıdır. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ile ürün bilgileri, Ürünün sulama durumu, Örgütlü çiftçi sayısı gibi bilgilere beyan ile değil resmi kayıt ile ulaşılabilmesi mümkün hale geliyor.

Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi (TÜKAS) Nedir?

​Tarım Bilgi Sistemi içerisinde yer alan Tarımsal Üretim kayıt Sistemi (TÜKAS) ile tüm tarım işletmelerinin üretim bilgileri kayıt altına alınarak işletme bilgilerinin tamlığının ve güncellenmesinin sağlayan sistemdir. 


Yusuf Kurt İle Kibele'nin Gündemi #1 | Konuk; Galip Umut Özdil, Gazeteci

Kibele Projekt, Tarım-Gıda gündeminin nabzını tutmaya devam ediyor. Tarım-Gıda sektörlerinin önemli konu başlıklarını ele aldığımız canlı yayın serilerimizin yeni dönemi başlıyor. Kurucu Ortağımız Yusuf Kurt'un sunumu ile her pazar günü saat 20:00'de gerçekleşecek olan "Kibele'nin Gündemi" canlı yayınlarını kaçırmamak için kanalımıza abone olmayı unutmayın! 14 Kasım Pazar günü saat 20:00'de gerçekleşecek ilk programda konuğumuz; Tarım-Gıda özelindeki çalışmalarıyla uzun yıllardır sektöre değer katan Gazeteci Sn. Galip Umut Özdil olacak.

 

14 Kasım günü canlı yayını Youtube üzerinden takip etmek için;


C Vitaminli; Kibele Projekt Kasım Bülteni-1

Bol C vitaminli Kasım bülteninden merhaba! Bu bültende öne çıkan üç başlık var. İlk başlıkta, Cevizin Dilini Çözenler kısa filminin yeni bölümünün detaylarına bakacağız. İkinci başlıkta ise, etkinlik önerisi altında Sorunlara Çözümler Buluşması'nın detaylarını aktaracağız. Üçüncü başlıkta ise, dün yayınlanan enflasyon rakamlarına bakacağız. Detaylara yakından bakalım şimdi.


Cevizin Dilini Çözenler; Su Kullanımı

Danışmanımız Ziraat Yüksek Mühendisi Gürol Bekci'nin anlatımıyla yayına hazırlanan "Cevizin Dilini Çözenler" kısa film serisinin üçüncü bölümü yayında! “Cevizin Dilini Çözenler” kısa film serisinin üçüncü bölümünde; ceviz yetiştiriciliğinde su kullanımı konusu ele alındı. Eskişehir - Sivrihisar'da bulunan ceviz bahçesinde çekimi yapılan filmi beğenilerinize sunuyoruz.

 


Etkinlik Önerisi; Sorunlara Çözümler Buluşması

 

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin UNDP Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle yürüttüğü Sorunlara Çözümler Buluşması, Amaç 9: Sanayi Yenilikçilik ve Altyapı odağında gerçekleşiyor.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde yapılan ilham verici çalışmaları ve iyi uygulama örneklerini dinlemek, karşılıklı fikir ve deneyim paylaşımında bulunmak amacıyla düzenlenen Sorunlara Çözümler Buluşması9 Kasım 2021 Salı günü 18.00 – 19:30 saatleri arasında yapılacak.

TÜSİAD SD² Program Koordinatörü Başak İlisulu, İTÜ ARI Teknokent Yönetici, İşbirlikleri ve Paydaş İlişkileri Uzmanı Gizem Takıl, Laska Teknoloji İş Geliştirme Uzmanı Aleyna Aydın, Vestel Beyaz Eşya Genel Müdür Yardımcısı Serkan Balcı'nın konuşmacı olarak yer alacağı panelin moderatörlüğünü UNDP Türkiye İletişim Koordinatörü Faik Uyanık yapacak.

Etkinliğe kaydınızı oluşturmak için tıklayın.


Detay | Enflasyonun Önlenemez Yükselişi

Günümüzde gündemin en önemli başlıklarından birini enflasyon oluşturuyor. Pandemi süreciyle birlikte durağanlaşan ekonomiyle birlikte döviz kurlarının yükselişi ve diğer etkenlerin sonucunda enflasyon önlenemez bir yükseliş sergiliyor. Bu bültenden itibaren her ay tarım-gıda sektörlerinin bir konusunu ele alacağız. Gelin hep birlikte; enflasyonun detaylarına veriler ışığında bakalım.

TÜİK verilerine göre TÜFE(Tüketici Fiyat Endeksi); Ekim ayında bir önceki aya göre %2,39, bir önceki yılın aynı ayına göre %19,89 arttı. ENAG’ın(Enflasyon Araştırma Grubu) verilerine göre E-TÜFE; Ekim ayında bir önceki aya göre %6,90, 12 aylık verilerle bakıldığı zaman ise %49,87 arttı. Gelin TÜİK verileri üzerinden detayları inceleyelim. Geçtiğimiz yılın Ekim ayına göre fiyatı en çok artan ana harcama gruplarına bakalım;

🍓 Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda %27,41 

🏨 Lokanta ve oteller grubunda %25,23

🔑 Ev eşyası grubunda %23,03 

🏘️ Konut grubunda %21,3

🚐 Ulaştırma grubunda %20,67

Yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere bir önceki yılın Ekim ayına göre harcama grupları arasında fiyatı en az artanlar ise; Çeşitli mal ve hizmetlerde %13,61, eğlence ve kültür %13,12, giyim ve ayakkabı %8,08, alkollü içecekler ve tütün %7,88, haberleşme de ise %5,29 arttı.

Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, 7 farklı temel gıda maddesinin bir önceki yılın Ekim ayına göre fiyatlarında ciddi bir yükselme trendi var. TÜİK tarafından açıklanan bir diğer veriye ÜFE’ye(Üretici Fiyat Endeksi) baktığımızda ise; Ekim ayında %5,24, yıllık ise %46,31 artış gösterdi.

Enflasyonun önlenemez yükselişi ile birlikte tüketicinin alım gücü günden güne azalıyor. Enflasyon söz konusu olduğunda bir diğer tartışma  ise TÜİK tarafından açıklanan verinin güvenirliği oluyor. Vatandaş market fiyatlarındaki artış ve açıklanan veri arasındaki farkı gördüğü için rakamlara inanmıyor. Bu duruma uzmanlarda farklı bakış açılarından vatandaşın bu endişesini destekler görüşler bildiriyor.

Kibele Projekt'in mail bültenlerine kayıt olmak için tıklayın.


💬 Bizimle iletişime geçin.